Arif v 216 2018in Rekorunu Kırar mı?

Arif’in yakın dostu 216, insan olmaya karar vererek dünyaya gelir ve burada başına olmadık işler gelir. Her ne kadar insan olabilmek için kıyasıya bir çaba harcasa da 216’nın (Ozan Güven) farklılıkları çok barizdir. Üstelik bir de gözleri görmeyen Pembe Şeker’e (Seda Bakan) aşık olmuştur. Kötü niyetli bir iş adamının onu kopyalamaya kalkışmasıyla Arif (Cem Yılmaz) devreye girecek, 216’yı ve tüm dünyayı kurtarmaya çalışacaktır.
Arif’in GORA’dan sonra bir kez daha 216’yla yaşadığı maceraları anlatacağı Arif v 216 filmi, 2018’in Ocak ayında gösterime girdi.

Her filmdeki başarısının ardından konuşulduğu gibi bu sefer yine sosyal medya komik miydi değilmiydi sorularına cevap arıyor.

arifv216

Ramazanı Sağlıklı Geçirmek İçin

Ramazan ayının sıcak yaz günlerine denk gelmesi ve günlerin uzun olması nedeniyle oruç tutanların sağlıklarına daha dikkat etmeleri gerekiyor. Özellikle yağlı ve şekerli gıdalardan uzak durmak, bol sıvı almak Ramazan ayını rahat geçirebilmeniz için önemli. İftarda, sahurda ve ara öğünlerde yapılan bazı hatalı alışkanlıkların değiştirilmesi oruç tutmayı çok daha kolay hale getirebilir.

ramazan-iftar-yemek

1- Orucunuzu suyla açın
İftarda orucunuzu bir bardak su ve iki adet hurma ile açın böylelikle gün boyu düşen şekerinizi dengelemeniz daha kolay olur. Sonrasında ilk yemek tercihiniz bir kase çorba olsun. Yemeğinizi yavaş yavaş yemeğe özen gösterin. Çorbanızı içtikten sonra 20 dakika kadar bekleyin ve sonrasında ana yemeğinizi tüketin. Yanında bol salata ve süt ürünlerinden yoğurt, cacık veya komposto tüketmeye çalışın. Ekmek olarak tercihiniz esmer ekmekler olsun ramazan pidesinden tüketmek istiyorsanız küçük bir parça tüketmeye özen gösterin.

Ramazanda Sağlıklı Beslenme

Oruç Tutarken Açlık ve Susuzluk Hissetmemek İçin

Ramazanda Metabolizmayı Canlı Tutan Yiyecekler

Ramazanda Hangi Yiyecekleri Tüketmeliyiz ?

İftarda ne yemeli?

2- Suyun içine limon ekleyin
Tatlınızı hemen yemek sonrasında değil sofra toplandıktan bir iki saat sonra sütlü bir tatlı, dondurma veya güllaç olarak tercih edebilirsiniz. İftar ve sahur arasında ortalama 2.5-3 litre su tüketmeye özen gösterin. Susuzluğunuzu bastırmak için suyunuzun içerisine bir dilim limon ilave edebilirsiniz. Bu şekilde öğün tercihi hem gün içerisinde kaybolan sıvıları yerine koymanıza hem de daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur.

Örnek iftar menüsü
– 1 kase çorba
20 dakika kadar ara
– Etli ana yemek 6-7 yemek kaşığı kadar
– Cacık, yoğurt veya komposto
– Salata
– 2-3 dilim kadar tam tahıllı ekmek çeşitlerinden bir tanesi
Yediğiniz yemek çeşitleri ile beraber yeme hızınızda oldukça önemlidir. Yemeğinizi çok çiğnemeye özen gösterin.

3- İftar ve sahur arasında 10 bardak su için
Ramazan ayı süresince susamaya neden olan temel sorun iftardan sonra yeterince su içilmiyor olmasıdır. Ramazan ayının yaz dönemine denk gelmesi ihtiyaç duyulan sıvının karşılanmasını zorlaştırır. Bu nedenle sahurda ve iftardan sonra aralıklı olarak günde en az 10 bardak su içmeniz gerekir. Bunun dışında sahurda çok tuzlu yemek; salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş ürünleri tüketmeniz susamanızı artırır. Bu nedenle kesinlikle tercih etmeyin.

Ramazan’da hangi meyveler yenmeli?

4- Sahurda karpuz ve kavun yiyin
Ramazan ayında susamayı engelleyebilmek için sahur öğününe su oranı yüksek karpuz kavun gibi meyveleri de ekleyebilirsiniz.

5- Kızartmadan uzak durun
Ramazan ayını rahat geçirebilmek için pişirme tekniğine de özen göstermeniz gerekir. Bunun için kızartma gibi yağ oranını artıran pişirme tekniklerini tercih etmemelisiniz. Aksi takdirde suya gereksinmeniz artacağı gibi birçok metabolik hastalık için de risk faktörü oluşturacaksınız.

6- Sahurda posadan zengin yiyecekler tüketin
Sahur uzun sürecek açlığa hazırlıktır. Bu nedenle sahur yemeklerini yüksek enerji ve proteine sahip, hazmı kolay besinlerden seçmelisiniz. Ramazan’da günü daha iyi geçirebilmek, açlığınızı ve susuzluğunuzu daha iyi kontrol edebilmeniz için, sahurda; bol posalı, az yağlı ve az tuzlu beslenmeye özen gösterin. Kahvaltı benzeri öğünler tercih etmeye çalışın. Tam yağlı süt (laktoz intoleransınız var ise laktozsuz süt tercih edin), yumurta, domates, maydanoz, roka, tere, biber benzeri yeşillikler daha uzun süre tok durmanızı ve susuzluğunuza bastırmanıza yardımcı olur. Peynir çeşitleri, bir iki dilim tam tahıllı ekmek, 1 avuç kadar tuzsuz badem, ceviz ve fındık gibi kuruyemişler, 1 porsiyon kadar meyve tüketin.

Sahurda kızartma ve hamur işi yemeyin

7- Sahurda yağlı ve şekerli yiyeceklerden yemeyin
Sahurda özellikle kızartmalardan, hamur işlerinden, aşırı yağlı yemeklerden ve ağır tatlılardan uzak durmalısınız. Bu tür besinlerin hazmı zordur. Birçok kişide mide yanması ve reflü nedeniyle sıkıntılara neden olabilir. Eğer sahurda yağlı ve şekerli ağır yemekler yerseniz, gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı yükselir ve vücut yağ miktarındaki artış, kilo alımına neden olur.

8- Sahura kalkmadan oruç tutmayın
Gece yatmadan önce yemek yeme, hiç sahura kalkmamak ya da sadece su içmek son derece zararlıdır. Bu, zaten uzun olan açlık süresini daha da uzatacağınız anlamına gelir. Bunun sonucunda da kan şekeriniz erken saatlerde düşer ve gün boyunca halsizlik, dikkat dağınıklığı, uyuklama ve sinirlilik gibi belirtiler yaşayabilirsiniz.

9- Ara öğünlerde meyve veya sütlü tatlı yiyebilirsiniz
İftar sonrasındaki ilerleyen saatlerde mutlaka meyve tüketin. Bu şekilde hem bir ara öğün yapmış hem de sizin için gerekli olan besinleri almış olursunuz. Gece yatmadan yaklaşık yarım saat önce 1 bardak süt veya 1 kase yoğurt veya 1 kase sütlü tatlı tüketebilirsiniz.

10- Oruç tutarken zayıflayacağınızı düşünmeyin
Oruç tutarken zayıflamak çok da mümkün değildir. Gün boyu aç kalmanız metabolizmanızı yavaşlatır. Oruç süresince daha az hareket etmeniz de enerji harcamanızı azaltır. Ramazan ayının ilk yarısında vücut açlığa alışır ve düşük enerjiyi daha verimli kullanmayı tercih eder. Bu şekilde metabolizma hızı yavaşlar. Eğer aşırı yağlı ve şekerli yiyecekler yemeye devam ederseniz kilo almaya başlarsınız. Bu nedenle oruç tutarken mutlaka bol miktarda ara öğün yaparak metabolizma hızınızı artırmalısınız.

Ramazanda Sağlıklı Beslenmek İçin

Beslenmeden uyku düzenine birçok değişikliğin yaşanacağı Ramazan, yazın uzun ve sıcak günleriyle de birleşince gün boyu sağlıklı ve zinde kalmak için şüphesiz dikkat edilmesi gereken unsurlar var. Ramazan’da sağlıklı beslenmenin ve zinde kalmanın reçetesi…

Pideyi abartmayın
Ramazan ayının olmazsa olmazı pideyi kontrollü tüketin. Avcunuzu kaplayan miktarda pide bir dilim yerine geçiyor. İftar sofranızda, çorba, pilav ya da makarna ile pide aynı anda olduğunda karbonhidrat alımınızı arttırmış oluyorsunuz. Bu nedenle pide yiyeceğiniz zaman, pilav veya makarnayı sofranızdan kaldırın.

Şerbetli tatlılara kanmayın
Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyve tercih edin. Uzun süre açlık sonrası oluşan tatlı isteğinizi, 1-2 dilim karpuz, 1 ince dilim güllaç veya 2 top dondurmayla giderebilirsiniz.

Sahura dikkat

“Sahura kalkmadan da oruç tutabiliyorum” diyerek sahuru göz ardı etmek yanlış. Yaz aylarında uzayan açlık süresi, sahura kalkılmadığında daha da uzarken, sağlığa zararının yanı sıra iftarda aşırı besin tüketimine ve metabolizmanızın yavaşlamasına neden olur.

Sahuru kahvaltı gibi düşünün
Sahuru kahvaltı öğünü gibi düşünün. Yumurta, peynir, tam buğday ekmeği içeren bir sahur gün boyu tok kalmanızı ve dengeli beslenmenizi sağlar. Bu yiyeceklere ek olarak; yoğurt veya süt de sahurda tüketebilecek tok tutan besinler arasında yer alır.

Bakliyattan kaçınmayın
Uzun süre tok tutabilen besinleri sofralarınızdan eksik etmeyin. Tam tahıllar, kuru baklagiller, bulgur, süt, yoğurt gibi yiyecekler yavaş sindirilerek, daha uzun süre tok kalmaya yardımcı olur. Yeşil çay da hem sağlıklı hem tok tutucu özelliğe sahiptir. Yeşil çayın tadını sevmeyenler çubuk tarçın kullanarak hem çayın aromasını değiştirebilir, hem de tarçının kan şekerini dengeleme özelliğinden yararlanabilir.

Tuzlu yiyeceklerden kaçının
Tuzlu yiyeceklerin tüketimine dikkat edin. Turşu, tuzlu krakerler, tuzlu fıstık gibi kuruyemişler uzun yaz günlerinde susuzluk hissinin artmasına neden olduğundan uzak durmak gerekir.

Su içmek için susamayı beklemeyin
Su içmenin çok daha fazla önem kazandığı Ramazan’da, gün boyu kaybolan sıvıyı yerine koymak için mutlaka en az 8 bardak su için. İftar ve sahur arasını su içerek değerlendirin ve su içmek için susamayı beklemeyin.

Yağ içerikli besinlere dikkat
Yüksek yağ içerikli besinleri tüketmekten kaçının. Acıkacağınızı veya zorlanacağınızı düşünerek, daha tok hissettireceği zannedilen yüksek yağ içerikli besinler tükettiğinizde hem yağ alımını arttırmış olursunuz hem de bu yiyeceklerin tokluğu arttırma gibi bir etkisi bulunmaz.

hurma

Hurma deyip geçmeyin

Ramazan ayının vazgeçilmezlerinden olan hurma; lif, magnezyum, potasyum, demir açısından zengin ancak şeker içeriğini unutmamalı. Büyük hurma yediğinizde 1, küçük hurma yediğinizde 2-3 adedi geçmemeye özen gösterin.

İftarda dengeyi gözetin
İftar sofrasında dengeli olmak gerekir. Ekmek ve ekmek yerine geçen yiyecekler grubu, et grubu, süt grubu ve meyve-sebze grubu bir öğünde belirli miktarlarda olduğu zaman dengeyi yakalamış olursunuz. Siz de tabağınızda bu dengeyi kurmaya çalışın. Örneğin; 1 kase çorba, 6-7 kaşık sebzeli et sote, 1 kase salata, 1-2 dilim pide ve 1 su bardağı ayran ile dengeyi yakalayabilirsiniz.

Üç öğün yapın
Ramazan’da 3 öğün yapın. İftarda besin tüketiminizi azaltarak, iftardan 1 saat sonra 1 dilim peynir, söğüş, 1-2 dilim tam buğday ekmeği veya 1 kase yoğurt, 2-3 yemek kaşığı yulaf ezmesi ve 1 porsiyon meyveden oluşan bir ara öğün ideal. Böylece, günlük enerji alımınızı 2 büyük öğüne bölmek yerine, sağlıklı bir şekilde 3’e bölmüş olursunuz.

Rengarenk salataya yer açın
İftar sofralarınızı çeşitli ve renkli salatalarla süsleyin. Salata, sağlık için faydasının yanı sıra, yiyeceğiniz ana yemeği, pilav ve makarna gibi seçenekleri daha az tüketmenizi sağlaması açısından da faydalı.

Süt ve ayrana sofranızda yer verin
Ramazan ayında en az tüketilen besinlerden olan süt, yoğurt ve ayran mutlaka beslenmenizde yer almalı. Hem iftar hem sahurda bu besinleri tüketmeye çalışın, tüketemediğinizde iftar sonrası ara öğününüzü mutlaka bu besin grubuyla yapın.

Çay-kahveye dikkat!
Çay ve kahve tüketimine dikkat edin. “Su içmiyorum ama çay, kahve çok içiyorum’’ yanılgısına çokça düşülebilir. Oysa çay ve kahve su yerine geçmediği gibi, idrara çıkarma özellikleri nedeniyle vücutta var olan suyu da alıp götürür. O nedenle çay ve kahvenizi kontrollü tüketin ve yanında su içmeyi unutmayın.

Kompostoyu şekersiz yapın
Düşen kan şekerini toparlayan ve tatlı isteğini bastıran, ayrıca serinleten kompostolarınızı meyvenin kendi şekeriyle yapın ve ekstra şeker eklemeyin.

Düzenli yürüyüş şart
İftar sonrası kısa yürüyüşler yapmaya çalışın. İftardan sonra yapacağınız 15-20 dakikalık hafif tempolu bir yürüyüş hem hareketinizi artırmanıza yardımcı olur hem de iştahınızı daha kolay kontrol etmenizi sağlar.

Kabızlık yaşamamak için…
Öğün sıklığının azalmasına paralel olarak yavaşlayan metabolizma hızı bağırsakların çalışmasını etkileyebilir. Ramazan’da kabızlık problemi yaşamamak için; iftarda salata, sahurda domates, salatalık, yeşillik tüketmek faydalı. Kabızlık problemine karşın; kuru baklagiller, meyve, sebze, tam tahıllı besinler gibi lif oranı yüksek yiyecekler tercih edilmeli.

Porsiyonlarınızın farkında olun
Ramazan ayı süresince porsiyon kontrolü daha fazla önem kazanır. Tek bir besin grubuna ağırlık vermek yerine, çeşitliliği sağlayın, çeşitli ve az porsiyon tüketin.

Pişirme yöntemine dikkat
Yemek pişirme yöntemlerine dikkat edin. Izgara, haşlama, fırında pişirilmiş yiyecekler tercih edin. Kızartma, kavurma gibi yöntemlerden uzak durun. Aksi halde kilo artışı da kapınızı çalabilir.

Yeterince çiğneyin
Yemeklerinizi hızlı yemekten kaçının. Özellikle et yemeklerinin sindirimi daha uzun sürer ve hazımsızlık gibi problemlere neden olur. Bu nedenle, yemeklerinizi yavaş yiyin ve iyi çiğnemeye dikkat edin.

Ramazanda Yapılan Hatalar

Ramazan’da oruç ibadetini yerine getirirken dikkat edilmesi gereken çok önemli kurallar var. Zira, orucun sağlığa faydaları, yaptığımız yanlışlarla vücudumuza zarar verir hale gelebilir. Hızlı yemek yemekten sahura kalkmamaya, süt ürünlerini azaltmaktan yağlı yiyecekleri artırmaya, sıcacık pidenin cazibesine kapılıp ölçüyü kaçırmaktan tatlı tüketimine dek birçok yanlış, Ramazan sonrası kilo artışı olarak karşımıza çıkabildiği gibi kas yıkımından saç dökülmesine dek birçok soruna da neden olabilir.

Hızlı yemek yemeyin

Sahurdan iftara doğru düşen kan şekeri bir an önce yemek yeme isteği duymanıza neden olabilir. Ancak, hızlı yemek yemek şekerinizin bir anda yükselmesine, iftar sonrasında aniden uyuma isteği ve baş ağrısına neden olur. Bununla birlikte, lokmaları yeterince çiğnemeden yuttuğunuzda vücut tarafından tokluk hormonu üretilmesini beklememiş olacağınızdan renkli ve lezzetli yemeklere hayır diyemeyecek, ihtiyacınızdan fazlasını tüketeceksiniz. Hem hazımsızlık sorunu çekecek hem de Ramazan sonrası kilo artışı ile karşılaşacaksınız.

Sahura mutlaka kalkın

Siz de ‘Geç yemek yer yatarım, uykum bölünmez’ diyorsanız sağlığınız için bir daha düşünün. Sahura kalkılmadığında ertesi gün iftara çok daha aç başlanır ve kontrolsüzce yemek yenir. Buna ilaveten, sahurda tüketilecek yumurta, süt, peynir, tam tahıllı ekmek, yoğurt, taze meyve, domates, salatalık, biber, yeşillikler gibi besleyici özelliği yüksek olan yiyecekler tüketilmediğinde dengesiz beslenmeye bağlı sağlık sorunları ortaya çıkar. Ramazan’da tek öğün tüketilmesi yetersiz enerji alımına bağlı zayıflık, kas yıkımı, kemik erimesi, saç dökülmesi, kansızlık gibi sağlık sorunlarına davetiye çıkarır.

Yağlı yiyeceklerden uzak durun
Yağlı yiyeceklerin midede kalma süresi oldukça uzundur, sindirimi güçleştirir. Bu nedenle, iftar ve sahur sofralarında kızartma ve kavurma gibi yağ içeriği yüksek olan yemekler, kremalı ve soslu yiyeceklerden kaçının. Ayrıca, iftar saatinin geç olması, aç kalınan sürenin uzunluğu, sahurda yemek yedikten sonra yatmak gibi nedenlerden dolayı metabolizma hızı yavaşladığından yağlı yiyecekler çok hızlı kilo almanıza neden olur. Lezzetine aldanıp kızartma tüketmek yerine; fırında, ızgara, haşlama ya da buharda pişirme gibi sağlıklı yemek pişirme yöntemlerini tüketin.

Meyvede de aşırıya kaçmayın
Mevsim meyveleri özellikle A, C vitamini, lif, antioksidanlar ve su içermesi nedeniyle sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezlerindendir. Kalp, kas ve eklem hastalıkları ile kanserden koruyucu en önemli besinlerden olan meyveleri az ya da fazla tüketmek sağlık sorunlarına davetiye çıkarır. İftar ile sahur arasında kısa bir sürenin olması meyve tüketimini unutturur. Unutulması gibi mevsim meyvelerinde aşırıya kaçılması da tehlikeli. Ramazan’da 2-3 porsiyon meyve tüketmeye dikkat edin. Aksi halde özellikle kavun, karpuz, incir, üzüm, hurma gibi meyveler şeker içerikleri ile bel çevresinde yağlanma yapabilir.

Süt ürünlerini ihmal etmeyin
Süt, yoğurt, ayran, peynir gibi besinler; kaliteli protein, kalsiyum, fosfor, çinko gibi mineraller ile B6, B12 gibi önemli vitaminlerin kaynağıdır. Süt ve süt ürünlerinin besin zenginliğinin yanında ayran, kefir, yoğurt özellikle sindirim dostu probiyotiklerden zengindir. Ramazan ayında düzenli tüketildiğinde gaz, hazımsızlık, kabızlık gibi sindirim sorunlarına iyi gelmekle birlikte, vücut direncini arttırıp hastalıklara karşı koruyucu etki gösterir. Bununla birlikte, artan sıvı ihtiyacının karşılanmasını da sağlar. İftar, sahur ya da ara öğün olarak her gün 2 bardak süt, yoğurt, ayran gibi bu besinler tüketilmelidir. Süt ürünlerini azaltmak kas kayıplarının artmasına, kemik erimesine, sindirim problemlerine yol açabilir.

İftarla sahur arasında en az 2 litre su için
İnsan vücudunun ortalama olarak yüzde 60’ını oluşturan suyu, yaz sıcaklarının arttığı bu dönemde en çok terleyerek kaybediyoruz. Ramazan ayında yetersiz sıvı tüketimi özellikle kabızlık gibi sindirim sorunlarına, günlük yaşantımız içerisinde halsizlik, baş ağrısı, konsantrasyon bozuklukları ve kas krampları gibi hayat kalitemizi bozan belirtilere neden olabilir. Aslında vücut susama hissi oluşmadan çok daha önce susuzluğun belirtileri ile karşılaşır. İftar ile sahur arasında en az 2-2,5 litre su tüketilmelidir. Eğer su içmeyi sevmiyorsanız ayran, şekersiz kompostolar, bitki çayı, maden suyu gibi içecekler de sağlıklı alternatifleri oluşturur.

Pidede ölçüyü kaçırmayın

Ramazan’ı özel kılan sıcacık ve mis gibi kokan Ramazan pideleri yumurtalı, yumurtasız, susamlı, çörek otlu gibi birçok seçenek ile iftarın vazgeçilmez besinini oluşturur. Günlük alınması gereken enerjinin önemli bir bölümünü sağlayan karbonhidrat kaynağı olarak karşımıza çıkar. Ancak unutmayın ki yaklaşık onda bir büyüklüğünde yuvarlak Ramazan pidesi bir dilim ekmeğe eşdeğer. Zira kokusuna ve tazeliğine aldanıp aşırıya kaçarsanız Ramazan ayı sonrasında zayıflama diyetlerine davetiye çıkarabilirsiniz.

Tatlı tüketimine dikkat!
Şerbetli tatlılar diyabetik şerbetli tatlı olarak sunulsa da un ve yağdan zengin olur. Bu nedenle şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlı tercih edilmeli. Ancak ölçüye dikkat! Zira meyveli tatlılar da içeriğindeki fruktoz nedeniyle, kan şekerine karışımı hızlı olan karbonhidrattan zengin besinler. Bu nedenle haftada bir iki kereden fazla tüketilmemesi gerekir. Bel bölgesindeki yoğun yağlanmadan dolayı özellikle kek, pasta, baklava gibi tatlıları yüksek kalorileri nedeniyle tercih etmeyin.

Yemek yedikten sonra uyumayın

Gün boyu iş, trafik stresi, açlık ve susuzluk derken iftar saatinde hızlı bir şekilde yemeğin yenmesi sonucu kan şekeri aniden yükselir ve tatlı bir uyku sizi esir alabilir. Uykunun sizi ele geçirmesine izin vermeyin! Zira, yemek yer yemez uyumanız çok hızlı bir şekilde kilo almanıza neden olur. Yaşamın her anında olduğu gibi Ramazan’da da yemekten 1-1,5 saat sonra yapacağınız 30-40 dakikalık hafif bir yürüyüş kan şekeriniz, tansiyonunuz ve kalp sağlığınızı korur.

Porsiyonların miktarına dikkat
Elbette acıktınız ve bir an önce yemek istiyorsunuz. İftar sofralarının rengine, çeşitliliğine ve hatta kokusuna aldanıp porsiyon kontrolünüzü elden bırakmayın. Yeterli ve dengeli beslenme içerisinde besin çeşitliliği oldukça önemli olmakla birlikte, tüketilen yiyeceklerin miktarı adeta kilit unsurdur. İftara mutlaka çorba ile başlayıp, yemeklerinizi iyi çiğneyin ve midenizin tokluk sesine kulak verin. Aksi halde, fatura Ramazan sonrası artan kilolar olarak karşınıza çıkar.

Oruç İle Gelen Bazı Rahatsızlıklar

Yaz aylarına denk gelen ramazan ayında oruç tutanları da zorlu saatler bekliyor. 17 saate kadar uzayan açlık süresi sağlıklı insanları bile zorlarken, bazı kronik hastalıkları olanlarda geri dönüşü olmayan sorunlara neden olabiliyor. Hem oruç tutulan sürenin uzunluğu, hem de sıcaklık nedeniyle terlemenin artması sonucu sıvı kayıpları artıyor. Düzenli kullanılması gereken ilaçlar iftarla sahur arasına sıkıştırılmaya çalışılıyor. Sonuç olarak da kalp başta olmak üzere böbrek ve mide sorunları ile şeker ya da sinirsel hastalıklar bu dönemde tetiklenebiliyor.

hasta

Kronik kalp yetmezliği hastalarında oruç krizlere neden olabiliyor

Ramazan ayında vücudun değişen düzene uyum sağlaması bazen üç haftayı bulabiliyor. Bu durum özellikle kalp hastalarının tedavisinde bazı zorluklara yol açıyor ve ilaç alım saatlerinin yeniden düzenlenmesini gerektiriyor. Günümüzde birçok kalp ilacı günde tek doz veya iki dozda kullanabiliyor. Bu nedenle oruç tutmayı düşünen hastalar mümkünse Ramazan başlamadan kendilerini takip eden doktor ile görüşerek en uygun ilaç kullanım şeklini oluşturmaları gerekiyor.
Kronik kalp yetmezliği olan hastaların tedavileri bazen iftar ve sahur arasına sınırlanamıyor. Bu grup hastalar doktorlarının önerileri çerçevesinde hareket etmeleri ve eğer doktoru izin vermiyorsa oruç tutmamaları gerekiyor. Ayrıca kalp yetmezliği olan kişiler genellikle vücutta artan tuz ve suyu azaltmak için idrar söktürücü ilaçlar kullanıyorlar. Bu ilaçların etkisi nedeniyle oruç zamanı aşırı tuz ve su kayıpları, sonrasında ise bayılmalar ve hatta şoklar bile gündeme gelebiliyor. İftarda ise vücutta aşırı su ve tuz yüklenmesi ve zaten sınırda pompalama gücü olan kalbi aşırı çalışmaya zorluyor. Hızlı ve çok yemek sonrası sindirim sisteminin kan dolaşımı artıyor. Bu da kalbe yüzde 20 ilave yük getirerek kalp krizlerine yol açabiliyor.

İlaçlarını alamayan ve sağlıklı beslenemeyen şeker hastalarında kalp sorunları yaşanabiliyor

Şeker hastalığında beslenme biçimi çok önemli. Şeker hastalarının 3 ana ve 3 ara öğün olarak beslenmesi yani sık sık yemek yemesi gerekiyor. Oysa şeker hastası olanlar oruç tutarken, tedavide olması gerekenin aksine akşama kadar aç kalıyor ve şekerleri düşüyor. İftarda yenen yemeklerle de vücuda fazla miktarda şeker girdiğinden şeker normal düzeyinin çok üstüne çıkıyor. Şeker hastalarının kanında çok miktarda bulunan şekerin damar sertliğine neden olması nedeniyle kalbe gelen kan miktarı azalıyor. Bunun sonucu olarak göğüs ağrısı, kalp krizi veya ani kardiyak ölümler ortaya çıkabiliyor. Öğünlerden iki saat sonra ortaya çıkan tokluk kan şekeri yüksekliği de bu riski artırabiliyor. Şeker hastası olmayan kişilerde yemekten sonra pankreasta üretilen insülin hormonu hızlı bir şekilde salgılanırken, şeker hastalarında bu hızlı erken dönem insülin salgılanması kayboluyor. İlaç ve insülin alan şeker hastalarının bunları kesinlikle aksatmaması gerekiyor. Çünkü etki süreleri 8-12 saat arasında değişiyor ve hasta bu ilaçları almayı kendi başına bırakırsa kalp ve tansiyon hastalık riskini daha da artırıyor.

Oruç tutan ülser hastaları ramazanı hastanede geçiriyor

Ülser kendini açlık ağrıları şeklinde veya özellikle gece uyandıran ve sırta yayılan karın ağrıları, yanma, kaynama, hazımsızlık, halsizlik şeklinde gösteriyor. Ağrılar midenin boş olduğu zamanlarda, öğün aralarında veya yemekten sonra belirginleşiyor. Birkaç dakika ya da birkaç saat devam edebiliyor. Açlık, özellikle 12 parmak bağırsağı ülserinin seyrini olumsuz etkiliyor. Ramazan aylarında birçok kimsede ülser ağrılarında artma, kanama, ülserin delinmesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Bu dönemde ülserin delinmesi veya ülser kanaması nedeniyle hastanede yatan hastaların sayısında belirgin bir artış gözleniyor.
Ülser kanaması geçiren hastaların eğer şikayetleri devam ediyorsa mutlaka kontrolden geçmeleri gerekiyor. Ülseri tamamen iyileşmeyen hastaların ise oruç tutmaları tavsiye edilmiyor. Ayrıca ülser hastaları oruç tuttukları takdirde fazla miktarda ağrı kesici kullanıyorlar. Ancak bu hastaların ağrı kesici de kullanmamaları gerekiyor.

Ramazanda yüksek tansiyona bağlı sorunlar artıyor

Oruç tutan hipertansiyon hastaları tedavilerine dikkat etmemeleri durumunda önemli sorunlarla karşılaşabiliyor. Bu nedenle oruç tutmak isteyen hipertansiyon hastalarının mutlaka doktorlarına başvurmaları gerekiyor. Doktoru tarafından oruç tutmalarına izin verilen hipertansiyon hastalarının iftarda aşırı yemek yememeye dikkat etmeleri şart. Ancak hipertansiyon hastalarının ilaçlarını aksatmadan kullanmaları gerekiyor. Bu nedenle de oruç bu kişiler için tehlikeli sonuçlara neden olabiliyor. Ayrıca bazı kişiler oruç tuttuklarında daha stresli oluyorlar ve bu durum tansiyonlarının daha da yükselmesine neden olabiliyor. Ramazan ayının ilk günlerinde yüksek tansiyona bağlı sağlık sorunları daha sık yaşanıyor.

Böbrek hastaları ramazanda su ihtiyaçlarını karşılayamıyor

Böbrek yetersizliği tedavisinde bol su içilmesi gerekiyor. Böbrek hastalarının oruç tutmaları sakıncalı olup, böbrek yetersizliği olanların oruç tutmaları halinde yetersizlik daha da ilerliyor. Ramazan ayında böbrek hastaları, iftar ile sahur arasındaki dönemde su açıklarını kapatamadıklarından hastalığının farkında olmayan birçok kişi, ramazan sonrası böbrek yetersizliği nedeniyle doktora başvuruyor. Diğer taraftan böbrek taşı olan hastaların susuz kaldığı dönemlerde şikayetleri artabileceğinden dikkatli olmaları gerekiyor.

Oruç tutan depresyon hastalarında geri dönüşler yaşanabiliyor

Ağır depresyon, panik atak ve sürekli kaygı bozukluğu gibi psikolojik hastalıkları olanları oruç tutması uygun değil. Kişi mutlaka oruç tutmak istiyorsa bunu devamlı gittiği doktoruna danışmalı, eğer müsaade edilmiyorsa tutmamalıdır. Psikolojik tedavi gören insanların bir kısmının kullandığı ilaçların kanda çok dengeli olması gerekiyor. İlaçların bırakılması hastaların sorun yaşamasına ve nüks gibi sorunlara neden olabiliyor.

Ramazanda Tatlılarla Birlikte Gelen Kaloriler

Ramazan’da kan şekerinin yavaş yükselip yavaş düşmesini sağlayacak beslenme önerilerine dikkat edilmesi son derece önemli. Böylece ani tatlı krizlerinin önüne de geçmek mümkün olur. Bu nedenle beyaz ekmek, pirinç, makarna yerine iftar ve sahurda tam tahıllı ekmekler, esmer pirinç, bulgur, tam buğday makarnaların tercih edilmesi gerekir. Ramazan’da özellikle şerbetli tatlıların tüketiminde ise çok dikkatli olunmalı. Şerbetli tatlılar sütlü ve meyveli tatlılara göre çok daha yüksek kalori içerir. Bir yandan da kan şekerinizi hızla yükseltip düşürerek tekrar canınızın istemesine neden olur ve böylece sizi bir kısır döngüye sokar. İşte canınız çok çekmedikçe kaçınmanız gereken, zira metabolizmanın en büyük düşmanı olan tatlılar…

Şerbetli tatlıların tüketimine dikkat!

Kemalpaşa
Şerbetli tatlılardan Kemalpaşa, en yüksek kaloriye sahip olmasıyla dikkat çeker. Kemalpaşa’nın bir porsiyonu yani 4 tanesi 476 kaloriye sahip. O nedenle tüketeceğiniz ölçüye dikkat etmelisiniz. Üzerine tarçın ekleyerek kan şekerinizin nispeten daha dengeli olmasını sağlayabilirsiniz.

Baklava
Bir porsiyon yani 200 gram (4 adet) baklavada 425 kalori bulunur. Bu kaloriyi yakmak için 30 dakika koşmanız gerekir.

Şekerpare
Şekerpare fazla şerbet içeren tatlılardan biri. İçerdiği şerbet sebebiyle bazı yörelerde “şerbetli kurabiye” olarak da bilinir. Bir porsiyon yani 150 gram şekerpare tüketmek ise 446 kalori almanıza neden olur. Bu nedenle şekerpareyi, tıpkı diğer şerbetli tatlılarda olduğu gibi porsiyon olarak değil, küçük bir adet şeklinde tüketmeye dikkat edin ve haftada bir kereyi aşmayın.

Lokma
Bir porsiyon yani 5 adet adet lokma 362 kalori. Üstelik yağda kızartılarak yapılıyor olması ayrıca kalp damar sağlığınız için de zararlı. Canınız çok çektiyse ayda iki kereyi aşmamak üzere bir iki tane tüketebilirsiniz. Lokmayı evde kendiniz hazırlayabilir, şerbetine şekeri az koyup üzerine tarçın ekleyerek tatlandırabilirsiniz.

Sütlü tatlılara tarçını ihmal etmeyin

Tatlı ihtiyacını mevsim meyveleriyle karşılamak en sağlıklısı. Ancak onda da ölçüye dikkat etmek, muz, incir, üzüm, kavun gibi glisemik indeksi yüksek meyvelerden günde sadece bir porsiyon ve aralarından sadece bir tanesini tüketmek gerekir. Meyveleri kabuğuyla tüketmeli zira kabuğuyla yenen meyveler içerdiği posa sayesinde kan şekerini dengeler. Meyve sularından ise uzak durulmalı zira meyve suları kan şekerinin ani düşmesine neden olur ve tatlı krizlerine davetiye çıkarır. Meyvelere toz tarçın eklemek, kan şekerini dengelemek için önemli. Ramazan’da şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlıları tercih ederek hem sağlıklı hem de damak tadınızı koruyabilirsiniz. Sütlü veya meyveli tatlılarınıza mutlaka tarçın ekleyin. Tarçın kan şekerini dengeleyen en önemli baharattır, hem sağlıklı hem lezzetlidir.

Ramazan’ın hafif tatlıları…

Ayva tatlısı
Ayva bağırsak sağlığı açısından faydalı bir meyve. Bir porsiyon ayva tatlısı 157 kalori içerir. Haftada bir kez 1 porsiyonu rahatlıkla tüketebilirsiniz.

Güllaç
Ramazan’ın geleneksel tatlısı güllaç, süt içeriğiyle de besin değeri yüksek ve sağlıklı bir tatlı. Bir porsiyonu yani yaklaşık 200 gramı 235 kalori olan güllaçın cevizlisi kalp ve damar hastalıkları açısından da faydalı. Omega 3 yağlarından zengin bir tatlı olan güllacı Ramazan’da iftardan sonra tüketebilirsiniz. Ancak 1 porsiyonu aşmayın.

Sütlacı soğuk tüketmeyin

Sütlaç
Sütlaç da sağlıklı tatlılar arasında yer alır ancak ölçüyü kaçırmamak gerekir. Bir kase sütlaç 299 kaloridir. Üzerine tarçın serpildiğinde, tarçının kan şekerini dengeleyici özelliğinden faydalanmak da mümkün olur. Sütlacı, gaz sorunu yaşamamak için çok soğuk yememek, dolaptan çıkardıktan sonra biraz bekleterek tüketmekte fayda var.

Kabak tatlısı
Yüksek demir içeriğinden bağışıklık sistemini güçlendirici özelliğine dek birçok faydası olan kabak tatlısı üzerinde cevizle birlikte Ramazan’da ideal tatlılardan biri. Ancak şerbetine çok fazla şeker eklememek gerekir. Kabak tatlısını haftada 1 kere tüketebilirsiniz.

Kakaolu hurma toplar
Ramazan’ın vazgeçilmez lezzeti hurma besin değeri açısından oldukça yüksek. Oruç, glisemik etkisi yüksek ve kana karışımı hızlı olan hurma ile açıldığında gün boyu düşen kan şekerinin yükselmesi ve bağırsakların düzenli çalışması sağlanır. Hurmayı tatlı ihtiyacınızı gidermek için de tüketebilirsiniz. İki adet kakao ile ezilmiş hurma topları hem lezzetli hem de 145 kalori ile ideal bir tatlıdır.

Ramazan’da hangi yiyecekleri tüketmeliyiz?

Ramazan’da açlık ve susuzluğun yanı sıra yanlış beslenme yöntemleri nedeniyle birçok sağlık sorunu yaşanabiliyor. Bu nedenle de iftarda, sahurda ve ara öğünlerde bazı yiyeceklerden yemek bazılarından ise özellikle uzak durmak gerekiyor.

Yağlı ve asitli besinlerden uzak durun
İftar denince birçok kişinin aklına birbirinden lezzetli yemeklerle donatılmış sofralar geliyor. Börekler, dolmalar, kızartmalar ve şerbetli tatlılar… Oysaki uzun süren açlık sonrasında kurulan iftar sofralarında bu kadar çeşit ve kalorili yemeğin olması ciddi sindirim problemlerini beraberinde getirebiliyor. Halk arasında ”mide fesadı” olarak bilinen rahatsızlık Ramazan ayında en çok karşılaştığımız problemlerden. Gün boyunca aç kalan ve işlev görmeyen mideye bir anda fazla besin yüklemek yanlış bir davranış. Özellikle fazla yağlı, asitli besinlerin verilmesi ise hazımsızlık sorunlarını önemli ölçüde arttırıyor.

ramazan-yemek

İlk yiyecekten sonra 15 dakika mola verin
Yemeğe yavaş içtiğiniz bir bardak su veya 2 hurmayla başlayabilirsiniz. İftarda ilk olarak yiyeceğiniz bir diğer seçenek ise çok sıcak olmayan az yağlı bir çorba ya da bir avuç içi büyüklüğünde pide olabilir. İlk yediğiniz yiyeceğin ardından ortalama 10-15 dakika kadar mola verin. Verdiğiniz bu mola ilk yediğiniz yiyeceklerin sindirilmesini sağlıyor.

Salçalı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durun
İftardaki yemeklerin mutlaka özenle seçilmiş olması gerekiyor. Çorbanız az yağlı, etli, sebzeli veya tahıllı olmalı. Çok fazla salça içermemeli. Çünkü salça midenizi rahatsız edebiliyor. Fırında, ızgara veya haşlama şeklinde pişirilen et yemeklerini tercih edebilirsiniz. Kavrulmuş, üzerine tereyağı gezdirilen yemekleri tüketmemelisiniz. Ayrıca çok acılı ve baharatlı da olmamalı. Sebze yemekleriniz ise az yağ ile kendi suyunun buharıyla pişmeli, fazla miktarda patates içermemeli. Salatalarınızın yağı ve tuzu az olmalı, ağır soslar kullanmamalısınız. Miktar olarak da 1-2 çorba kasesini geçmemeli. Fazla tükettiğinizde hazımsızlık yaşayabilirsiniz.

Sıcak pide yemeyin
Pidenin daha az kalorili olduğu veya zayıflattığı algısı yanlış. Bir avuç içi büyüklüğündeki 1 pide 1 dilim ekmeğe denk geliyor. Günde maksimum 3-4 dilim ekmeğe denk gelecek şekilde pide tüketebilirsiniz. Pidenin ekmeğe tercih edilme sebebi sadece yapımında yumurta kullanılması. Bu nedenle protein gereksiniminde çok az da olsa katkı sağlaması. Ayrıca çok sık yapılan hatalardan biri de pidenin sıcak tüketilmesi. Pidenin sıcak olarak yenilmesi kan şekerini ani bir şekilde yükseltiyor.

İftardan en az bir saat sonra tatlı yiyin
Ramazan ayında kesinlikle önerilmeyen bir diğer yiyecek de ağır ve şerbetli tatlılar. Eğer tatlı tüketecekseniz mutlaka sütlü veya meyvelileri tercih etmelisiniz. Ancak hafif olan bu tatlıların da yemeğin hemen ardından değil, en az 1 saat sonrasında tüketilmesi gerekiyor. Tatlıyı ön plana çıkartmak meyve tüketimini engelliyor. Bu da özellikle Ramazan ayında vitamin eksikliklerine sebep olabiliyor. Güllaç oruç tutarken yiyebileceğiniz tatlılar arasında yer alıyor. Haftada 1 defa tüketebilirsiniz.

Meyveyi ihmal etmeyin
Meyveyi hemen yemek sonrasında değil, en erken 1 saat sonra yiyin. Dolu mideye meyvenin yenmesi lifli yapısı nedeniyle hazımsızlığa neden olabiliyor. Ayrıca iftarla yükselen kan şekerini daha da yükseltiyor. Meyvenin yaklaşık 1 saat ara verilerek yenmesi vitamin ve mineralden daha fazla yararlanılmasını sağlıyor.Karpuz, kavun, muz gibi şeker içeriği yüksek besinleri tek seferde tüketmek yerine 1 porsiyon karpuz+ 1 porsiyon yeşil erik şeklinde çeşitlendirebilirsiniz.

Su içmeyi iftar ve sahur arasına yayın
Su tüketimi en dikkat edilmesi gereken konulardan biri. Çünkü gün içinde yeterli su içmediğinizde vücudunuz susuz kalıyor. Bu da halsizlik, bayılmalar, bilinç bulanıklığı gibi durumlara sebep oluyor. Bu nedenle Ramazanda da günlük ideal içmeniz gereken su miktarını tamamlamalısınız. İftarda başlangıçta midenizi şişirmemek için 1 bardak, yemek sırasında da 1-2 bardak su tüketebilirsiniz. Yatana kadarki saatlerde de günlük almamız gereken su miktarının büyük kısmını içmelisiniz. Örneğin içmeniz gereken su miktarının 10 bardak olduğunu düşünürsek 7 bardağını iftar ve sonrasında 3 bardağını ise sahurda tüketebilirsiniz.

Çay ve kahveyi çok içmeyin
Çay ve kahve vücuttan su atılmasına neden oluyor. Bu nedenle bu tip içecekleri içerken dikkatli olmalısınız. Çünkü fazlası daha fazla su kaybına neden olabiliyor. Ramazanda 1 gün içinde 2-3 bardak açık çay ve 1 fincan kahveden fazlasını tüketmemelisiniz. Çay ve kahve yerine susuzluğunuzu gidermek için ayran, şekersiz komposto, şekersiz hoşaf, maden suyu, yeşil çay, ıhlamur ve rezene çayı içebilirsiniz. Ayrıca sindirim sisteminizin rahatlaması için de nane, papatya, rezene, zencefil çaylarını tercih edebilirsiniz.

Güllaç Yemeniz İçin 5 Neden

Özellikle de Ramazan sofralarının vazgeçilmez lezzeti olarak karşımıza çıkan geleneksel Türk tatlısı güllaç, ismini içine gül suyu katılmasından alıyor. ‘Güllü aş’ zamanla güllaça dönüşürken, Osmanlı sultanlarının da sofralarından eksik etmediği bu hafif tatlı, albenisiyle olduğu kadar içeriğiyle de dikkat çekiyor. Ramazan’da artan tatlı ihtiyacı karşısında ağır ve şerbetli tatlılar yerine güllaç tüketmeniz için 5 neden…

gullac

Yağlı ve şerbetli tatlılardan uzak durun

Güllaç içeriğindeki yufkanın hafif olması ve süt ile yapılmasından dolayı, yağlı ve şerbetli tatlılara göre sağlıklı ve sindirimi kolay bir alternatif. Ancak uzun süre aç kalan midenin iftarda yemekle doldurulması nedeniyle, güllaçın iftardan en az bir saat sonra tüketmek gerekir.

güllaç tarifi

Kalorisi baklavaya göre yarı yarıya az

Güllaçın bir porsiyonu yani yaklaşık 200 gramı 235 kalori. Baklava veya şekerpareye göre yarı yarıya daha az kaloriye sahip. Ancak şeker hastalarının tüketmemesi gerekir. Neticede bir tatlı olarak şeker ve beyaz un barındırması nedeniyle de porsiyon kontrolüne ve tüketim sıklığına dikkat edilmeli. Haftada bir veya iki defa birer porsiyon aşılmamalı.

Proteinden zengin
Süt günlük yaşantımızda iyi bir protein, kalsiyum ve fosfor kaynağı. Diğer birçok tatlı sadece karbonhidrat ağırlıklıyken güllaçın içeriğinde bol miktarda sütten kaynaklı protein barındırması; kan şekerinin daha dengede seyretmesi ve günlük ihtiyaçların karşılanması açısından faydalı. Bir porsiyon güllaç, özellikle süt içeriği nedeniyle yetişkin bireylerin günlük kalsiyum gereksinmesinin yüzde 15’ini karşılar.

güllaç

Omega 3 yağlarından zengin
Güllaçta genelde badem, ceviz veya fındık kullanılıyor. İçeriğinde bu besinlerin yer alması gün içinde kalsiyum, demir, fosfor, potasyum gibi minerallerin vücuda kazandırılmasını sağlar. Aynı zamanda güllaç kalp ve damar hastalıklarından bağışıklığın güçlendirilmesine dek birçok faydası bulunan Omega 3 yağlarından zengin bir tatlı.

Güllaç taze meyve içerir
Tatlılar genelde ya meyve içermez ya da meyveyi pişmiş şekilde barındırır. Oysa güllaç meyveyi mevsimine göre ve taze bir şekilde tüketme imkanı sağlar. Örneğin ortalama 1 kase çilek tükettiğimizde günlük C vitamini ihtiyacımızın neredeyse tamamını karşılarız. Bu durum gün içinde oluşan kayıpların yerine konulmasında önemlidir. C vitaminin kansere karşı koruma, cildi ve gözleri güneşe karşı koruma gibi birçok olumlu etkisi vardır. Ayrıca çilek; ellagic asit, lutein gibi hücre yenilenmesini sağlayan antioksidanları içerir. Çilek, nar, kivi, vişne, kiraz hepsi de kullanıldığında vücutta pozitif yanıtlar oluşturur.

Güllaç Tarifi İçin Tıklayın.

Oruç Tutarken Açlık ve Susuzluk Hissetmemenin Yolları

oruç-ramazan-ayı1- Sahuru kahvaltı yerine koyun
Oruç süresince uzun saatler aç kalan vücut her zamankinden daha fazla mineral ve vitamin ihtiyacı duyar. Bu nedenle özellikle sahur öğününün atlanmaması büyük önem taşır. Sahuru bir kahvaltı öğünü olarak düşünmek gerekir.

2- Sağlıklı yağ içeren besinleri tercih edin
Sahurda 2 ceviz, 10 fındık, 7 badem mutlaka tüketin. Bu besinler içeriğindeki yağdan dolayı beyne tokluk sinyali gönderir. Beyin de mideyi yavaşlatarak kişinin açlığa karşı dayanma gücünü artırır. Bu nedenle özellikle sağlıklı yağ içeren besinlerin tüketilmesi büyük önem taşır.

3- Enerji veren yiyecekleri seçin
Sahurda yenilen peynir, süt, yoğurt, yumurta, meyve ve pekmez gibi besinler kişiye enerji vererek gün içerisindeki performansı artırır. Aynı zamanda en kaliteli protein kaynağı olan yumurta, uzun süre tok kalmanızı sağlayan en temel besinlerden biridir.

4- Pide ve beyaz ekmekten uzak durun
Ramazanda dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de ekmek seçimi. Tam tahıllı veya tam buğday ekmeği, içerdikleri lif oranı sayesinde tokluk süresini uzatarak midenin daha geç boşalmasını sağlar. Bu nedenle bu öğünde pide veya beyaz ekmek yerine bu tip ekmekler tercih edilmesi gerekir.

5- Sahurda kahvaltılık gevrek tercih edin
Birçok kişi gece uyanıp yemek yemekte zorluk çeker. Dolayısıyla hemen hazırlanacak yiyecekleri tercih ederler. Bu durumda doğru tercih, kahvaltılık gevreklerdir. Özellikle gereksiz kalori almamak için düşük şekerli ve lif oranı yüksek kahvaltı gevrekleri, aynı zamanda kişiyi tok tutmaya yardımcı besinlerin başında gelir. Hafif bir yiyecek türü olduğu için de kişinin sindirim sistemini yormaz.

6- Yeterli su tüketin
İftardan sahura kadar geçen sürede yaklaşık 1,5- 2 litre sıvı tüketilmesi gerekir. Ayrıca sahurda en az yarım litre su içilmesi sağlık açısından büyük önem taşır.

7- Tuzlu yiyeceklerden kaçının
Özellikle tuzlu peynir, sucuk, salam, sosis, zeytin, turşu gibi yiyecekler gün içinde daha fazla susamamıza neden olacağından bu tip besinlerin ramazan boyunca tüketimi sınırlanmalı.

8- Sahura en az 1,5 saat ayırın
Sahurda yenilen yiyeceklerin yanı sıra kişinin yemek için kendine ayırdığı süre de rahat bir oruç dönemi geçirmek için büyük önem taşır. Yapılan en büyük hatalardan biri ise özellikle sahura az vakit ayırmak. Sahur için en az 1-1,5 saat vakit ayırmak gerekir. Çok hızlı yemek yemek, beyne tokluk sinyali iletilmesini yavaşlatır. Bu nedenle kişi hızlı yemek yediğinde ihtiyacından daha fazla enerji alabilir.

9- İftarda veya sahurda kırmızı biber tüketin
İftarda ya da sahurda bir adet kırmızıbiber tüketmek gün içerisinde iştahınızın azalmasını sağlar. Bunun nedeninin ise kapsaisin maddesi içermesi. Bu madde bağırsaklardan beyne ulaşan duygusal bilgi akışını yani aç olma mesajını yavaşlatır ve iştahı düşürmekte etkili olur.

10- Ramazanda sporu ihmal etmeyin
Ramazan ayında uzun süren açlık döneminden dolayı yavaşlayan metabolizma hızı kilo almak için sağlam bir zemin hazırlar. Bu nedenle iftardan 1 saat sonra en az 30 dk hafif tempolu yürüyüş yapmak, yüzmek, yoga ya da pilates yapmak sağlık için büyük fayda sağlar. Ancak dikkat etmeniz gereken nokta yapılan egzersizin sizi yormadan rahatsızlık hissetmeyeceğiniz oranda olmasıdır.

En Güzel Kızıl Saçlı Kızlar

Kızıl saç yaz modası veya kış modası gibi sözler bir çok bayan kuaföründe söylenmekte. Sizler için en güzel kızıl saç modellerini bir araya derledik. Böylelikle kuaförünüze istediğiniz kızıl saç tonunu rahatlıkla gösterme imkanı bulabilirsiniz.

Kızıl Saç Modelleri
Kızıl Saç Modelleri

Diyet ve Obezite

Yıllardır kozmetik ve estetik bir problem olarak gördüğümüz obezite aslında ciddi bir sağlık sorunudur. Obezite ile mücadele ederken dikkate almanız gereken ilk nokta bunun basit bir kilo problemi olmadığıdır. Bugün atmış olduğunuz adım size sağlıklı bir yaşamın kapısını açmakta yardımcı olabilecek küçük bir destektir.

::: Obezite nedir?
Obezite ya da şişmanlık, vücutta sağlığı tehlikeye sokacak ölçüde fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bir insana obez diyebilmek için vücudundaki yağ miktarını ve dağılımını tespit etmek gerekir. Bunun için bugün en sık kullanılan yöntem “Beden Kitle İndeksi” nin hesaplanmasıdır. Beden kitle indeksi (ingilizce body mass index’in baş harflerinden BMI olarak kısaltılmıştır.) kilogram cinsinden beden ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır.

BMI’ı ;
18.5 kg/m2 altında olanlar zayıf
18.5-24.9 kg/m2 arasında olanlar normal kilolu
25-29.9 kg/m2 arasında olanlar fazla kilolu
30-39.9 kg/m2 arasında olanlar obez(şişman)
40 kg/m2 üzerinde olanlar ileri derecede obez olarak tanımlanırlar.

Yağın vücuttaki dağılımı da önemlidir.Özellikle karında ve göbek çevresinde biriken yağlar,kalp ve damar hastalıkları için ciddi risk oluşturur.

obezite-diyet
::: Obezitenin nedenleri nelerdir?
Çok sayıda faktör obezitenin gelişmesine katkıda bulunur. Bunlar dört büyük kategoriye ayrılır:
* Kalıtsal faktörler
* Fizyolojik faktörler(yaşlanma , gebelik sayısı gibi)
* Yaşam biçimiyle ilgili faktörler(besinlerle fazla miktarda yağ alınması,pasif ve hareketsiz yaşam)
* Psikolojik faktörler(sıkıntı ve üzüntü gibi olumsuz duygulara tepki olarak yemek yenmesi)

Kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, solunum rahatsızlkıları, eklem rahatsızlıkları ve bazı kanser türlerine de yol açabilen obezite mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

::: Obezitenin tedavisi!
Amaç kısa sürede fazla kilo vermek değil uzun vadede yavaş ama sağlıklı bir şekilde zayıflayarak ulaşılan kiloyu muhafaza etmektir. Bunun için de gerekli olan yerleşmiş alışkanlıkları değiştirerek yeni bir yaşam tarzına uyum sağlamaktır. Yapılması gereken öncelikle yağ ve kalori miktarı düşük sağlıklı bir beslenme programına başlamak ve aynı zamanda sağlıklı bir yaşamın ayrılmaz parçası olan egzersizle bunu tamamlamaktır. Unutulmamalıdır ki %5’lik bir kilo kaybı bile obeziteye eşlik eden hastalıklarda(kalp ve damar hastalıkları,yüksek tansiyon,şeker hastalığı,kanda yüksek oranda yağ bulunması,solunum hastalıkları,eklem hastalıkları,inme,bazı kanser türleri) ciddi iyileşmeler sağlayacak ve yaşam süresini uzatacaktır.

::: Tek başına ilaç tedavisi yeterli midir?
Obeziteyi tedavi edebilmek için çok yönlü bir yaklaşım gereklidir. İlaç sadece bunu önemli bir parçasıdır. Beraberinde yağı azaltılmış düşük kalorili bir diyet,düzenli egzersiz ve yaşam biçimini değiştirmeye yönelik davranış yedavileri ile başarıya ulaşmak mümkündür.

::: Egzersiz
Kilo kaybetmek iyi güzelde bir daha geri almasak deriz ama hep aklımıza gelen başımıza gelir.Yapmış olduğumuz diyetlerle egzersiz yapmayı genelde ihmal ederiz.

Yarı aç yarı tok geçirdiğimiz günlerde kolumuzu kıpırdatmaktan acizlik getirir sürekli uyu haliyle dolaşırız.Bizi bu durumdan uzaklaştıran ve kendimize getiren tek şey terazideki ibrenin hiç değişmemesi.

Vücut nasıl kilo kaybediyor ?

Alınan enerji = Harcanan enerji kilo sabit
Alınan enerji > Harcanan enerji kilo artışı
Alınan enerji < Harcanan enerji kilo kaybı
Bu denklemden çıkartmamız gereken sonuç harcadığımız enerjiyi arttırmamız gerektiği.Bu da egzersizle mümkün olabilir.Günde 15 dakikayla başlayan ve arttırılan tempolu yürüyüş egzersizleri kilo veriminizi destekleyecek ve dinlenme metabolik hızını ( BMH ) düşmemesini sağlayacak.
Sık aralıklarla kilo kaybı ve kilo alımı : Kilo kaybının dinlenme metabolik hızına, Lipolitik Aktiviteye etkisi başlığından yapılan araştırmaya göre ;
Şişman kadın grubu 14 haftalık egzersiz ve zayıflama diyetine tabii tutularak beden bileşimi , oksijen tüketim gücü,dinlenme metabolik hızı ve karın yağındaki yağ aktiviteleri ölçülmüştür.Kişiler ;
1 ) Diyet + Egzersiz sık sık uygulayan
2 ) Diyet + Egzersiz sık uygulamayan
3 ) Sadece diyet uygulayan olmak üzere gruplandırılmıştır.

Bu süre sonunda 3. ve 1. Grup karşılaştırılmış kilo kaybı ve yağ kaybı yönünden 1. Grubun karşılaştırılması sonucunda kayda değer sonuçlara ulaşılamamıştır.
Bu araştırmaya göre sadece diyetle zayıflayan 3.grupta dinlenme metabolik hızında düşme saptanmıştır. Bu araştırmadan çıkan sonuç ;

1) Sık sık diyet yapmanın kilo kontrolünde etkili bir yöntem olmadığı
2) Egzersizle birlikte enerji sınırlaması yapıldığında kilo ve yağ kaybının olduğudur.

Kilo kaybetmek sadece diyet yapmakla mümkün değil bu araştırma umarım egzersiz yapmanın önemi konusunda bir fikir yandırmıştır.Masa başında , asansör kullanarak arabamızı en yakın yere park ederek pekiştirdiğimiz tembellik ve bu huyumuzun bize kazandırdığı kiloyu yürüyüş yaparak,tenis oynayarak , yüzerek en azından evimizin temizliği kendimiz yaparak sarf edeceğimiz enerji ve doğru beslenme bizi sağlık ve örüntü yönünden mükemmele ulaştıracaktır.

Kadınlar Hakkında Söylenmiş En Güzel Sözler

Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Bu millet esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara sahiptir
ki her bir devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha
büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Kadın, erkeği kıIıçsız zapteder ve ipsiz bağlar.

Tolstoy

Hediyede çocuklara eşit davranın. Eğer ben birisini hediyede üstün tutacak olsaydım kızları tutardım.

Hz.Muhammed

Kadın şefkat perisidir. Erkek kesesinden verir, kadın ona kalbini de katar. Bir fakire, kadın eliyle verilen para, o paranın erkek eliyle verilen on mislinden daha çok teselli verir.

Mme de STAEL

Kadın aile yapısında, bu muhteşem binânın temel taşıdır.

Kemal CENGİZ

Kadın sefil olursa, elbet alçalır beşer.

Tevfik FİKRET

Kadınlara hürmet et. Düşün ki, kadınlık insanlığın anasıdır.

Ali Fuad BAŞGİL