Karne Dönemi Çocuğunuza Destek Olun

Öncelikle karneyi çocuğunuzla birlikte değerlendirin. İyi bir karne almışsa bunun anlamı ve değerini kavramasına yönelik kendisiyle konuşun. Kötü bir karne almışsa da nerede hata yaptığını, bu hataları düzeltme konusunda yalnız olmadığını ve ailesinin hep yanında olduğunu hissettirin.

Çocuğunuzun karnesi sizin de karneniz

Karne bir sürecin son basamağı ve sonuçlardan ailenin de kendini sorgulaması gerekiyor. Karne ile gelen sonucun ne kadarının çocuğu yansıttığı, ne kadarının aile içi ilişkilerle ilgili olduğunu saptamak önem taşıyor. Bu nedenle çocuğun başarı ya da başarısızlığında mutlaka ailenin de payı olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Üzerinize düşen sorumluluklar konusunda tekrar düşünmeye çalışın.

 

Onu dinleyin

Başarısızlık durumunda ebeveynlerin en sık yaptığı hata, öfkeyi kontrol edememe ve çocuğu dinlemeyi reddetme oluyor. Aslında başarısız olması için sayısız neden sunabilen çocuk, bu sonuçtan ebeveynini bile suçlayabiliyor. Bu nedenle konu ne olursa olsun önce mutlaka çocuğu dinleyin. Yılın kısa bir özetini size anlatmasını isteyin. Hangi deneyimleri kazandığını, mutlu olduğu, hayal kırıklığı yaşadığı, eğlendiği, üzüldüğü şeyleri hatırlamasını sağlayın. Farkındalık kazanmasına yardımcı olun ve sonucun değil sürecin önemini anlamasına destek olun. Durum değerlendirmesi yaptıktan sonra mevcut hatalar ve sorunları birlikte belirleyip, çözüm önerileri getirip yıl içinde yapabileceklerini birlikte planlayın.

 

Yol gösterici olun

Küçük yaşlarda alınan ilk karneler daha çok oyun ve motivasyon amaçlı iken, ortaokul ve lise gibi bir sonraki basamakta daha değerli hale geliyor. Çünkü ileriki sınıflarda notlara verilen önem ailenin ve okulun tutumuna göre artıyor. Dolayısıyla ebeveynlerin karneleri değerlendirirken sergilediği tutum ve davranışlarda çocuklarının yaşını dikkate almaları gerekiyor. Küçük çocuklarda şefkatli ve destekleyici, yol gösterici bir tutum sergilemek önem taşıyor. Ancak, daha büyük çocuklarda ve gençlerde çözüm önerisini onlara bırakmak daha doğru bulunuyor.

Pozitif olun, abartılı söylemlerden kaçının

Başarılı çocuk, bütün bir yıl boyunca emeğinin karşılığını alabilecek olmanın heyecanı içerisindedir. Sadece karnesindeki takdir yeterli olmayabiliyor, ebeveynlerinden de hak ettiği takdiri görmek istiyor. Bu nedenle ona başarı öyküsünü özetlemek ve yaşadığı hayal kırıklıklarını nasıl aştığını hatırlatmak önemli. ‘Zaten bu senin görevin’ gibi sert cümleler yerine, ‘bir öğrenci olarak üzerine düşen görevleri çok güzel bir şekilde yerine getirdin, tebrik ediyorum, bu bizi de çok mutlu ediyor’ demek daha pozitif bir yaklaşım olabilir. ‘Zaten sen dünyanın en zeki, en akıllı, en başarılı çocuğusun, başka türlü bir karne beklenemezdi’ gibi realiteden uzak, abartılı ve beklenti düzeyi çok yüksek söylemlerden de kaçının.

Peki çocuklarımız başarılı olduklarında hiç ödüllendirmeyecek miyiz? Çocuğunuzla gurur duyduğunuzu mutlaka belirtin. Maddi ödüllerden çok birlikte zaman paylaşmak, tatil yapmak gibi manevi ödüllere yönelmeye çalışın. Fakat uzun süredir hevesle beklediği hediyeler de yaşına uygun olmak suretiyle verilebilir. Bu sayede, beklemeyi, başarmanın verdiği keyifle hak etmeyi öğrenir ve kazandığı ödülün kıymetini daha iyi anlar. Büyük ve aşırıya kaçan ödüller beklentilerini her seferinde daha da arttırarak memnuniyetsiz olmasına neden olabilir. Bu durumda ders çalışmamak için büyük ödülden vazgeçmek seçenek haline getirebilir.

Bebeğinizi Yaza Hazırlayın

Bebeğinizi kat kat giydirmeyin

Yaz aylarında yapılan en büyük yanlışlardan biri bebeği çok sıkı giydirmek ve çok sıcak tutmaktır. Oysa bebekler sıkı giydirmeye bağlı olarak çok terler ve sıvıyla birlikte tuz kaybederek hastalanabilir. Kendiniz nasıl giyiniyorsanız bebeğinizi de öyle giydirin

Mamasını sıcakta bekletmeyin

Gıdalar sıcakta çok çabuk bozulduğu için yaz aylarında besinlerin korunması önem taşır. Aileler, soğuk gıdanın bebeği hasta edeceği endişesi ile çoğu zaman bebek beslenmesinde kullandıkları malzemeleri iyi koruyamaz ve sıcakta bekletir. Bu da besinlerin çabuk bozulmasına neden olarak, bağırsak enfeksiyonları ya da ishallere yol açabilir.

Sivrisinek ve böcek sokmalarına karşı önlem alın

Yaz aylarında doğal ortamdaki canlılar arttığı için sivrisinek ve böcek sokmalarından bebeği korumak zorlaşabilir. Aynı zamanda bitkiler polenlerini saçar ve bu ortamda alerjik etkenler oluşur. Alerjenler çocukluk çağında cilt döküntülerine, gözde kızarmaya, solunum yolu hastalıklarına, astım ve nefes darlığına neden olur. Çocuğu doğal yaşamdan uzak tutmak mümkün olmasa da gerektiğinde müdahale edebilecek ilk yardım ekipmanları edinin.

Güneş ışınlarından sakının

Özellikle yaz aylarında güneşe çıkmadan 20 dakika önce bebeklerin cildine uygun doğal kremler uygulayın. Bebekler güneşin dik geldiği zamanlarda dışarı çıkarılmamalıdır, mümkünse gölgede tutun veya gölgelik görevi görebilecek şapka kullanın.

Giysilerini ilk kullanımdan önce yıkayın

Kıyafet seçiminde pamuklu, doğal liflerden üretilmiş giysiler tercih edin. Ayrıca yeni giysileri ilk kullanımdan önce yıkayın. Çünkü üzerlerinde tozlar ya da mantarlar olabilir. Diğer önemli nokta ise giydirilen kıyafetlerin bebeğin bedenine uygun olması… Özellikle sıcak günlerde bebeğe çok dar kıyafetler giydirmeyin.

Haftada bir şampuanla yıkayın

Özellikle çok terleyen bebeklerde teri uzaklaştırmak için sık sık yıkamak iyi bir yöntemdir. Fakat kullanılan şampuan ve duş jeline dikkat etmek gerekir. Çünkü bunların içindeki maddeler vücuttaki yağı alabilir. Bebekler her gün yıkayın ama duş jeli ve şampuan gibi ürünler haftada bir kullanın. Unutmayın, sadece suyla yıkamak bebeğin cildinin kurumasını önler.

Pişik ve isiliğini önleyin

Bebeklere aşırı sıcak ortamda çok kalın giysiler giydirildiğinde pişik ve isilik görülmesi kaçınılmazdır. İdrar yolu enfeksiyonları da pişiğe neden olabilir. Öte yandan aileler genelde çocuğun poposunu yıkadıktan sonra üşümesin diye hızla giydirirler. Oysa temizliğin ardından bölge iyice kurulanmalıdır. Bebeğin altını kapalı ve sıcak ortamdan uzak tutmak ve çok iyi kurulamak pişiği önleyebilir. Pişik oluştuğunda ise çinko içeren pişik kremleri kullanılabilir. Fakat buna rağmen geçmiyorsa doktora başvurmak gerekir.

Okul Çağı Çocuk Beslenmesi Nasıl Olmalı

Okul Çağındaki Çocukların Beslenmesi

Okula başlamış çocukların beslenmelerine dikkat etmeleri anne ve baba gibi ebeveyn faktörürünün elindedir.

Çocukların sağlıklı beslenebilmesi için dört besin grubunda bulunan
besinlerden yeterli miktarlarda ve dengeli şekilde tüketmeleri gerekmektedir.
Süt grubunda yer alan süt ve yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta, kuru baklagiller,
sebze ve meyve grubu ve tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna,
pirinç gibi besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmesine dikkat edilmelidir.
Çocukların özellikle kemik ve diş gelişimi için imkanlar dahilinde
günde 2-3 su bardağı süt veya yoğurt, 1 kibrit kutusu kadar beyaz peynir tüketmelerine
özen gösterilmelidir. Ayrıca, hastalıklara karşı daha dirençli olmaları ve sağlıklı
büyüme ve gelişmeleri için her gün en az 5 porsiyon taze sebze veya meyve tüketmeleri
önerilmektedir.

Öğrenciler için en önemli öğün kahvaltıdır. Bütün gece süren açlıktan sonra
vücudumuz ve beynimiz güne başlamak için enerjiye gereksinim duymaktadır. Kahvaltı
yapılmadığı takdirde dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta
azalma olmaktadır. Bu nedenle güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltı
ile başlamak öğrencilerin okul başarısının artmasında son derece önemlidir.

Çocukların her sabah düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığı kazanmalarına özen gösterilmelidir.
Peynir, taze meyve veya meyve suları, birkaç dilim ekmek, 1 bardak süt
çocuklar için kahvaltıda yeterlidir. Özellikle kaliteli protein, zengin vitamin ve mineral
içeriğinden dolayı haşlanmış yumurtanın sık tüketilmesi önerilmektedir.
Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesi, düzenli
olarak ara ve ana öğünlerin tüketilmesi ile mümkündür.
Bu nedenle, öğün atlanmamalıdır.

Tüketilecek besinlerin, 3 ana, 2 ara öğünde alınması en uygun olanıdır.
Açıkta satılan besinler, yeterince güvenilir ve temiz değildir. Ayrıca, uygun ko-
şullarda muhafaza edilmedikleri için çabuk bozulma riski taşırlar. Bu nedenle, özellikle
okul çevresinde açıkta satılan besinlerin kesinlikle satın alınmaması gerekmektedir.

Çocukların okul kantinleri, büfe gibi yerlerden satın aldıkları besinlerin seçiminde
de dikkatli olmaları gerekmektedir. Süt, ayran gibi ambalajlı besinleri satın
alırken etiket bilgisinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığından üretim izninin bulunmasına
ve son kullanım tarihinin geçmemiş olmasına, ambalajsız satılan tost, simit,
poğaça gibi yiyeceklerin de temiz ve güvenilir şekilde hazırlanmış olmasına dikkat
edilmelidir.
Beslenme çantası ve su mataralarının her gün temizlenmesine özen gösterilmelidir.

Çocuklar, tuvalet ve genel kullanıma açık çeşmelerden su içmemeleri konusunda
uyarılmalı, güvenilir içme suyu tüketmeleri sağlanmalıdır.
Öğle yemeği okulda yeniliyorsa Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı menü modelleri
örnek alınmalıdır.
Okulda veya evde dinlenirken ve ders çalışırken açlık hissedildiğinde tüketilen
besinlere dikkat edilmelidir. Örneğin, şeker ve şekerli besinler, cips gibi yağlı ve
tuzlu besinler veya gazlı içecekler yerine süt, yoğurt, sütlü tatlılar, ekmek arası peynir,
taze sıkılmış meyve suları ile kuru yemişlerin ve kuru meyvelerin tercih edilmesi
daha yararlıdır.
Çocuklara sigarasız bir ortam sağlamak, onların yanında sigara içmekten ka-
çınmak ve en azından evlerin kapalı alanlarını dumansız bir ortam haline getirmek
çocukların sağlığını korumak açısından son derece önemlidir.
Vücudun düzenli çalışması, tüketilen besinlerin vücuda yararlılığının artırılması,
çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerine olumlu katkı sağlamaları
açısından fiziksel aktivitenin artırılmasına da önem verilmelidir. Bu nedenle, uzun
süreli televizyon seyretme, bilgisayar kullanımından kaçınılmalı, çocukların gerek
okul yönetimi ve gerekse ebeveynleri tarafından sevdikleri herhangi bir spor dalı ile
ilgilenmeleri teşvik edilmelidir.
Sağlıklı yaşam için çocuklara el yıkama ve diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması
çok önemlidir. Kirli eller, basit bir soğuk algınlığından ölümcül hastane enfeksiyonlarına
kadar pek çok hastalığın nedeni olabilmektedir.

Bu nedenle çocuklara, özellikle yemekten önce ve sonra, tuvalete girdikten,
dışarıda oyun oynadıktan sonra ve dışarıdan eve geldiklerinde ellerini ılık akan su
altında sabun ile iyice ovuşturarak yıkamaları konusunda alışkanlık kazandırılması
gerekmektedir.