Kuşburnu Faydaları

C vitamini şampiyonu
C vitamini zengini, polifenoller ve antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren kuşburnu zengin vitamin ve minerallere sahip. Likopen ve A, B, E, K vitaminlerinin yanı sıra magnezyum, demir gibi değerli mineralleriyle vücut direncini artırıyor, sinir sisteminde, hücre yenilenmesinde fayda sağlıyor.

Kabızlık çekiyorsanız
Ülkemizde her mevsim yetişebilen kuşburnu, kabızlık şikayeti çekenler için doğal bir şifa kaynağı. Birçok hastalığa fayda sağlayan kuşburnunun içeriğindeki pektin, laktasif etkiye sahip. Yani bağırsakların fazla çalışmasından ötürü ortaya çıkacak ishal benzeri etki yaratıyor. Böylece düzenli tüketildiğinde kabızlığı gideriyor ve sindirimi kolaylaştırıyor. Bağırsak parazitlerini düşürüyor.

Şekersiz marmeladını tüketin
Kandaki kötü kolesterolün düşürülmesi ve iyi kolesterol seviyesinin yükselmesinde faydalı olan kuşburnu, bu sayede kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyor. Kuşburnunu çay olarak demleyip tüketebileceğiniz gibi, şekersiz marmeladını yaparak da faydalanabilirsiniz.

Kanser hücrelerin büyümesine karşı
Sağlıklı hücreleri kanserli hücrelere dönüştürerek zarar verebilen serbest radikallere karşı güçlü bir koruyucu olan kuşburnu, içeriğindeki güçlü antioksidanlarla kanser hücrelerinin büyüme ve gelişmesini de engelliyor.

Kan hastalığınız varsa dikkat!
İçeriğindeki K vitamininden dolayı kuşburnu kanın pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle damar içinde kan pıhtısının oluşması ve kan akımının engellenmesi olarak adlandırılan tromboz ve toplardamar iltihabı, tromboflebit gibi sorunları olan hastaların dikkatli tüketmesi gerekiyor.

Kansızlığı önlemeye yardımcı
Türkiye’de özellikle kadınlarda ve çocuklarda demir eksikliğine bağlı kansızlık çok yaygın bir sorun. Gıdalarla alınan demirin serbest hale geçerek vücutta kullanılmasına yardımcı oluyor. Bu sayede demir eksikliğine bağlı oluşan kansızlığı önlüyor. Çocukların büyüme ve gelişmesinde de faydalı ama ölçüyü kaçırmamak kaydıyla! Doktoruna danışmadan 1 yaşından küçük çocuklara verilmemeli.

Katarakt düşmanı
Kuşburnu püresinde bulunan önemli bir karotenoid olan likopen sadece kataraktın değil aynı zamanda diğer göz hastalıklarının da başlangıcı ve ilerlemesinde koruyucu etki gösteriyor.

Yaşlanma karşıtı
Kuşburnu A vitamini açısından zengin oluşuyla cildin elastikiyetini korumasını sağlıyor ve yaşlanmasını geciktirici etki yaratıyor. Kolajen seviyesini de artırıyor. Yara izleri ve akneleri gideriyor. Kuşburnunun çekirdekleri, gamalinoleik asit (GLA) yönünden zengin. Gamalinoleik asit, cilde canlılık kazandırıyor ve güneş kaynaklı yanıklarda da fayda sağlıyor.

Kireçlenmenin doğal ilacı
Son yıllarda yapılan çalışmalar kuşburnunun iltihap oluşumunu önleyici özelliğe sahip olduğunu gösteriyor. Kuşburnu tüketimi dizde kireçlenme, eklemlerde kıkırdak dokunun yapısında bozulma, kıkırdakta incelme ve aşınmanın ortaya çıkardığı osteoartrite bağlı ağrıların azalmasında etkili. Ayrıca günümüzde pek çok kişinin ortak sorunu olan dizde sıvı kaybına da kuşburnunun iyi geldiği yapılan çalışmalarda kanıtlanmış durumda.

Karne Dönemi Çocuğunuza Destek Olun

Öncelikle karneyi çocuğunuzla birlikte değerlendirin. İyi bir karne almışsa bunun anlamı ve değerini kavramasına yönelik kendisiyle konuşun. Kötü bir karne almışsa da nerede hata yaptığını, bu hataları düzeltme konusunda yalnız olmadığını ve ailesinin hep yanında olduğunu hissettirin.

Çocuğunuzun karnesi sizin de karneniz

Karne bir sürecin son basamağı ve sonuçlardan ailenin de kendini sorgulaması gerekiyor. Karne ile gelen sonucun ne kadarının çocuğu yansıttığı, ne kadarının aile içi ilişkilerle ilgili olduğunu saptamak önem taşıyor. Bu nedenle çocuğun başarı ya da başarısızlığında mutlaka ailenin de payı olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Üzerinize düşen sorumluluklar konusunda tekrar düşünmeye çalışın.

 

Onu dinleyin

Başarısızlık durumunda ebeveynlerin en sık yaptığı hata, öfkeyi kontrol edememe ve çocuğu dinlemeyi reddetme oluyor. Aslında başarısız olması için sayısız neden sunabilen çocuk, bu sonuçtan ebeveynini bile suçlayabiliyor. Bu nedenle konu ne olursa olsun önce mutlaka çocuğu dinleyin. Yılın kısa bir özetini size anlatmasını isteyin. Hangi deneyimleri kazandığını, mutlu olduğu, hayal kırıklığı yaşadığı, eğlendiği, üzüldüğü şeyleri hatırlamasını sağlayın. Farkındalık kazanmasına yardımcı olun ve sonucun değil sürecin önemini anlamasına destek olun. Durum değerlendirmesi yaptıktan sonra mevcut hatalar ve sorunları birlikte belirleyip, çözüm önerileri getirip yıl içinde yapabileceklerini birlikte planlayın.

 

Yol gösterici olun

Küçük yaşlarda alınan ilk karneler daha çok oyun ve motivasyon amaçlı iken, ortaokul ve lise gibi bir sonraki basamakta daha değerli hale geliyor. Çünkü ileriki sınıflarda notlara verilen önem ailenin ve okulun tutumuna göre artıyor. Dolayısıyla ebeveynlerin karneleri değerlendirirken sergilediği tutum ve davranışlarda çocuklarının yaşını dikkate almaları gerekiyor. Küçük çocuklarda şefkatli ve destekleyici, yol gösterici bir tutum sergilemek önem taşıyor. Ancak, daha büyük çocuklarda ve gençlerde çözüm önerisini onlara bırakmak daha doğru bulunuyor.

Pozitif olun, abartılı söylemlerden kaçının

Başarılı çocuk, bütün bir yıl boyunca emeğinin karşılığını alabilecek olmanın heyecanı içerisindedir. Sadece karnesindeki takdir yeterli olmayabiliyor, ebeveynlerinden de hak ettiği takdiri görmek istiyor. Bu nedenle ona başarı öyküsünü özetlemek ve yaşadığı hayal kırıklıklarını nasıl aştığını hatırlatmak önemli. ‘Zaten bu senin görevin’ gibi sert cümleler yerine, ‘bir öğrenci olarak üzerine düşen görevleri çok güzel bir şekilde yerine getirdin, tebrik ediyorum, bu bizi de çok mutlu ediyor’ demek daha pozitif bir yaklaşım olabilir. ‘Zaten sen dünyanın en zeki, en akıllı, en başarılı çocuğusun, başka türlü bir karne beklenemezdi’ gibi realiteden uzak, abartılı ve beklenti düzeyi çok yüksek söylemlerden de kaçının.

Peki çocuklarımız başarılı olduklarında hiç ödüllendirmeyecek miyiz? Çocuğunuzla gurur duyduğunuzu mutlaka belirtin. Maddi ödüllerden çok birlikte zaman paylaşmak, tatil yapmak gibi manevi ödüllere yönelmeye çalışın. Fakat uzun süredir hevesle beklediği hediyeler de yaşına uygun olmak suretiyle verilebilir. Bu sayede, beklemeyi, başarmanın verdiği keyifle hak etmeyi öğrenir ve kazandığı ödülün kıymetini daha iyi anlar. Büyük ve aşırıya kaçan ödüller beklentilerini her seferinde daha da arttırarak memnuniyetsiz olmasına neden olabilir. Bu durumda ders çalışmamak için büyük ödülden vazgeçmek seçenek haline getirebilir.

Kış aylarında cildimizi korumak için 12 öneri

cilt-bakimiCilt kuruluğuna karşı nemlendirici

Su içmek ve sıvı almak genel sağlığımız için yararlı olsa da cilt kuruluğunu önlemede yeterli gelmiyor maalesef. Nemi cilde hapsetmenin en etkili yolu ise bölgeye uygun bir nemlendiriciyi cilde düzenli olarak uygulamak. Tercihen her akşam cildinize nemlendirici sürmeyi ihmal etmeyin. Kış aylarında kullanacağınız nemlendiricilerin yaz aylarında kullandıklarınıza nazaran daha yağ bazlı (merhem yapısında) olmasında fayda var. Böylelikle nemlendirici cilt yüzeyinde koruyucu bir tabaka oluşturabiliyor ve nem kaybını engelleyebiliyor. Ayrıca nemlendirici ürünlerde önemli olan marka ve ürün fiyatı değil, nemlendiricinin cildin ihtiyacını karşılayabilmesi, düzenli kullanılması ve cilt henüz kurumadan önce nemliyken uygulanması. Çünkü sanılanın aksine kuru cilde nemlendirici uygulamak çok da faydalı olmuyor.

Oda sıcaklığını 20-26 derece arasında tutun

Evin içindeki nem oranını yüzde 30-50 civarında tutun. Oda ısısını da 20-26 derece arasında sabitleyin. Evinizde nemli ortam yaratmak üzere evde hava nemlendiren bir cihaz kullanabilir veya kalorifer üzerine su dolu kap yerleştirebilirsiniz. Şömine, soba veya kalorifer gibi ısı kaynaklarının önünde terleyecek kadar uzun süre oturmamaya da özen gösterin, çünkü terlemek de sıcak suyla yıkanmak gibi deriyi kurutan bir faktör.

30 koruma faktörlü krem kullanın

Güneşli veya karlı günlerde ve kayak aktiviteleri sırasında dışarı çıkmadan yarım saat önce yüzünüze en az 30 koruma faktörlü güneşten koruyucu krem sürmeli ve gerektikçe bu işlemi tekrarlamalısınız. Soğuk ve rüzgârlı havalarda yüzünüzü, polar bir kaşkol ile korumayı da unutmayın.

Duşta uzun kalmayın

Haftada en fazla 3 kez ve ılık suyla duş (36.5-40.5 0C) almaya özen gösterin. Her gün yıkanmak, sıcak suyla yıkanmak veya yıkanma süresini uzun süre tutmak deriyi kurutan yanlış uygulamalar. Bu nedenle duş süresini 5-10 dakikayla sınırlandırın.

Kese ve lif yapmayın

Kurutucu yan etkileri nedeniyle kese-lif işlemlerinden ve vücut jellerinden uzak durmaya özen gösterin. Vücut jeli yerine nemlendirici özelliği yüksek olan, hassas ciltlere yönelik bir krem temizleyici tercih etmeli ve cildinize çıplak elle sürmelisiniz.

Bol giysiler tercih edin

Kış aylarında naylon, sentetik, polyester veya yünlü giysiler yerine cildin kurumasını ve kaşınmasını önleyen pamuklu ya da pazen giysiler kullanın. Aynı nedenden dolayı dar giysiler yerine bol giysiler tercih etmenizde de yarar var.

Soğukta cildi yıpratan uygulamalar yapmayın

Tıbben gerekli haller dışında, özellikle kuru cildi sahipseniz, soğuk havalarda cildi yıpratan ve kurutan uygulamalardan (maske, peeling, alkol-bazlı tonik, jel yapısında kozmetikler, temizleyici mendil vs.) uzak durmanızda fayda var. Bu tür uygulamalar cilde beklenen yarar yerine beklenmedik zarar getirebiliyor.

Yüzünüzü günde iki kez yıkayın

Yüzünüzü cilt temizleyicisiyle günde 2 kez nazikçe yıkayın ve nemlendiriciyi cildiniz henüz nemliyken sürün. Yüzünüzü banyo dâhil günde 2 kez temizlemeniz yeterli olacaktır. Nemlendiriciyi düzenli uygulamanız ve yaz aylarında kullandığınız yüz nemlendiricilerine nazaran biraz daha yağlı olması önem taşıyor.

Sıvı sabun kullanmayın

El ve ayak derisi yağ bezlerinden fakir oldukları için kış aylarında kuruluğun en sık görüldüğü deri bölgelerini oluşturuyorlar. Ellerinizi temizlerken sıvı sabun kullanmayın. El yıkama sırasında kalıp sabun kullanmalı ve el yıkama sıklığını günde 5-6’ya indirmelisiniz. Deterjan, çamaşır suyu, tuz ruhu, kolonya, ıslak mendil ve antiseptik solüsyonlar gibi deriye zarar veren maddelerle temastan da kaçının. Nemlendiricileri her el yıkama sonrasında ve gün içinde ihtiyaç hissettikçe sürmeye özen gösterin. Gece yatarken ellerinize nemlendirici sürüp pamuklu eldiven giyerseniz nemi deride hapseder ve yumuşacık ellere kavuşursunuz.

Eldivenden önce nemlendirici sürün

Elleriniz eldiven içinde terleyecek kadar uzun kalmamalı ve eldivenle günde 2 saatin altında iş yapmalısınız. Her 15-20 dakikada bir ellerinizi eldivenden çıkarmalı, nemlendirici sürmeli, 5 dakika havalandırılmalı ve sonra yine eldivenle işinize devam etmelisiniz. Soğuk havalarda evden çıkmadan önce bir kat nemlendirici üzerine yün olmayan, polar, anorak, deri veya süet eldiven giymeyi de unutmayın.

Ayağınıza ponza taşı uygulayın

Ayak derisindeki kalınlaşma ve nasırlaşmaları haftada bir, ölü deriyi uzaklaştıran törpü ile ponza taşı gibi yöntemlerle giderin. Her banyo sonrası ayağınıza nemlendirici uygulayın. Gece yatarken de ayaklarınıza nemlendirici sürüp pamuklu çorap giyebilirsiniz.

Dudaklarınızı koruyun

Kış aylarında en çok kuruluk hissedilecek deri bölgelerinden biri de dudaklar. Dudak yalama davranışından kaçının ve günde birkaç kez koruyucu bir dudak merhemi uygulayın. Bu uygulama dudaklarınızı şiddetli çatlama, egzama ve ikincil enfeksiyonlardan koruyacaktır.

Seda Bakan

1985 yılında Gebze’de doğan Seda Bakan, Sakarya Üniversitesi Dış Ticaret Bölümü mezunudur. 2007 yılında kariyerine adım atan Seda Bakan, Kardeş Payı dizisinde canlandırdığı Feyza karakteri ile geniş kitlelerce tanınmıştır. Ayrıca Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasında jüri üyeliği yapmaktadır.

Fox TV’de başlayacak olan Bana Sevmeyi Anlat dizisinde Kadir Doğulu ve Mustafa Üstündağ ile baş rolleri paylaşmaktadır.
En son Arif v 216 filminde sözde gözleri görmeyen kızı canlandırmıştır.

Yaşı:31 (10.10.1985)
Boyu:1.70 cm
Kilosu:55 kg
Burcu:Terazi
Eğitim:Sakarya Üniversitesi Dış Ticaret Bölümü
Göz Rengi:Kahverengi
Rol aldığı Yerler
2016 – Bana Sevmeyi Anlat
2015 – Kara Bela
2014 – Kardeş Payı
2014 – Zaman Makinesi 1973
2013 – Behzat Ç. Ankara Yanıyor
2011 – Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm
2010 – Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi
2010 – Şen Yuva
2009 – Umut
2009 – Geniş Aile
2009 – Makber
2008 – Adanalı
2008 – Pars: Narkoterör

Arif v 216 2018in Rekorunu Kırar mı?

Arif’in yakın dostu 216, insan olmaya karar vererek dünyaya gelir ve burada başına olmadık işler gelir. Her ne kadar insan olabilmek için kıyasıya bir çaba harcasa da 216’nın (Ozan Güven) farklılıkları çok barizdir. Üstelik bir de gözleri görmeyen Pembe Şeker’e (Seda Bakan) aşık olmuştur. Kötü niyetli bir iş adamının onu kopyalamaya kalkışmasıyla Arif (Cem Yılmaz) devreye girecek, 216’yı ve tüm dünyayı kurtarmaya çalışacaktır.
Arif’in GORA’dan sonra bir kez daha 216’yla yaşadığı maceraları anlatacağı Arif v 216 filmi, 2018’in Ocak ayında gösterime girdi.

Her filmdeki başarısının ardından konuşulduğu gibi bu sefer yine sosyal medya komik miydi değilmiydi sorularına cevap arıyor.

arifv216

Nasıl Giyinmeliyiz ?

Soğuk koşullar için dizayn edilen “baz katman” (base layer) termal iç giyim için temel bir terimdir. Bu tür giyimler tipik olarak, nemi (ter gibi) ciltten çabuk uzaklaştıran  ve çabuk kuruyan sentetik kumaşlardan yapılır. Neredeyse bütün önemli outdoor imalatçılarının, en azından uzun kol fermuarlı üst, uzun kol yuvarlak yaka üst ve pantolondan oluşan baase layer giyim sınıfı vardır. Base layer sadece termal iç giyim değildir. O aynı zamanda başka bir şey giymenin çok sıcak olduğu durumda bir dış katman olarak da önerilir.

Açık alanda aktivite halinde iken vücudunuz ısınır. Vücut bu ısı yükselmesini ter üreterek dengeler. Ter buharlaşarak etkin bir serinlik sağlar. Genede bu nem yeter, kadar hızlı buharlaşamaz ve gerçekte vücudunuz ter içinde kalır. Sorun yavaşladığınızda veya durduğunuzda başlar. Cilt üzerinde biriken nem, artık ihtiyacınız olmadığı halde vücudunuzu serinletmeye devam eder. Bu durum soğuk almanıza ve hatta hipotermi’ye (vücut ısısının normalin altına düşmesi) neden olabilir.

  1. Katman: Baz Katman / Uzun İç Giyim

Bu katmanda pantolon ve fanilanın fonksiyonu sizi kuru tutmak, sıcaklık temin etmek ve bütün gün konfor sağlamaktadır.

Model

En popüler kombinasyon, soğuktan koruyucu ribana manşetli pantolon ve uzun kold faniladır.

Vücut Uyumu

Base layer giysileri nemi etkin şekilde emebilmesi için vücuda ilişik giyilmelidir. Genellikle normal ölçünüze uymak en iyisidir. Sıkı giysiler hareketinizi kısıtlar ve gevşek giysiler toplanma yapar ve rahatsız edicidir.

Fonksiyonel Gereksinimler

Kumaş ve fiber teknolojisinde gelişmeler gerekli yumuşaklığı temin etmiştir. Fonksiyonel kumaşlar teri giysinin dışına taşıyarak vücuttan uzaklaştırır. Ter giysi dışında daha çabuk buharlaşır. Nem transfer edici fonksiyonel içlik giydiğinizde, bu kumaş ile üstüne giydiğiniz koruyucu giysi arasında kuru ve sıcak bir alan oluşturulur. Giyside kullanılan kumaşın ağırlığı ve hacmi temin ettiği sıcaklık belirler. İyi bir base layer için gerekli olmasada, bazı modeller anti-bakteriyel ve ilave özelliklere sahiptir.

Kumaşlar

 Sentetikler: Fonksiyonel iç giyim için en iyi seçim sentetik kumaşlardır. Bu kumaşlar, nem kontrolü, yumuşaklık ve termal özellikler konusunda iyi bir kombinasyon sağlar.

 İpek: İpek özellikle hafif ürünlerde kullanılır. Bu kumaş yumuşak, sağlam nem transfer eden fiberdir.

 Yün: Yün fiber doğal olarak nemi dışarı atar.

 Pamuk: Pamuk giysiler ilk giyildiğinde sıcak, yumuşak ve rahattır. Fakat pamuk nemi emip tuttuğu için fonksiyonel iç giyimler için tavsiye edilmez.

  Karışımlar: Bu fiberlerin karışımı farklı koşullara uygun en iyi özellikleri sunar.

  1. Katman: Koruyucu Üst ve Pantolon

Bu katmanda giysinin temel fonksiyonu sizi sıcak tutmaktır.

Modeller

Bu katman kazak, sweat shir ve yelek gibi çeşitli üst giyimden oluşur. Nem emme  ve tutma eğiliminden dolayı pamuk giysilerinden kaçınılmalıdır. Bu giysilerin kolaylıkla günlük giyime uyması için model de faktördür.

Vücut Uyumu

Bu giysiler hareket rahatlığı için bol olmalıdır. Fakat aynı zamanda mont ve pantolon altında sarkık ve pot durmamalıdır.

Fonksiyonel Gereksinimler

Koruyucu giysiler farklı kumaş ve ağırlıkta olurlar. Bunlar sundukları sıcaklık derecesinde etkilidir. Nem transferi, bir kumaş yada fiber’in teri hızla buharlaşması için baz katmandan dış katmana iletme kabiliyetidir. Bu, teri cildinizden uzak tutarak vücudunuzun sıcak kalmasında daha etkili olacaktır. Çok ağırlık ve hacim olmaksızın sıcaklık temini genel konfor açısından ve özellikle hareket kolaylılığı için önemlidir. Doğal esnekliği olan veya likralı giysiler daha özgür hareket kabiliyeti tercih edenler için iyidir.

Kumaşlar

  Fleece: Sentetik fleece’ler koruyucu giysiler için en çok kullanılan kumaşlardır. Çok ağırlık ve hacim olmaksızın sıcaklık temin etmesine ilaveten, iyi nem transfer eden kumaşlardır. Fleece aynı zamanda makinede yıkanabilir ve sürekli yıkama ve giyimde formunu korur.

  Yün: Bu fiber doğal olarak sıcak tutar ve nemi transfer eder. Yün genelde hacimli olduğundan az tercih edilir. Kolay çeker ve geç kurur. Bazıları için alerjiktir.

  Pamuk: Nemi emen ve tutan bir kumaş olduğu için tavsiye edilmez.

  1. Katman

Bu dış katmanlar karşılaşacağınız aşırı ortamlardan koruyucu mont, parka ve pantolonlardan oluşur. Bu giysiler rüzgar ve su geçirmez ve nefer alabilen kumaşlardan yapılmalıdır.

Rahim ağzı kanseri riskiniz nedir?

Rahim ağzı, rahmi dış ortama bağlayan ince boyun kısmına verilen isimdir. Direkt olarak dış ortamla ilişkilidir. Dışarıdan gelen her türlü Mikrobik ve kimyasal ajanlara karşı doğrudan ilişki içindedir. Bu yüzden dışarıdan gelebilecek herhangi bir enfeksiyon burada bir takım değişikliklere yol açabilir. HPV denilen ve cinsel yolla bulaşan bir virüs, cinsel ilişki sonrasında rahim ağzındaki hücrelere yerleşebilir ve bu hücreler içerisinde bir takım kontrolsüz büyümelere yol açabilir. Rahim ağzı kanseri bu virüs tarafından meydana gelen kontrolsüz büyümedir. Rahim ağzı kanseri belirtilerini ve tedavisini Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mete Güngör anlattı.

Rahim ağzı kanserinin görülme sıklığı nedir?

Rahim ağzı kanseri kadınlar arasında ikinci sıklıkta görülen kanserdir. Her yıl dünya genelinde 500 bin yeni olgu ortaya çıkmaktadır. Ve yine her yıl 250 bin kişi bu kanser nedeniyle hayatını kaybeder. Rahim ağzı kanseri Türkiye’de kanserler arasında ise 8’inci sıradadır. Her yıl 1500-2000 civarında kadın bu kanserden dolayı hayatını kaybeder. Oysa rahim ağzı kanseri, önlenebilir bir kanserdir. Özellikle tarama ve aşı programları sayesinde bu kanserden korunmak mümkün.

Rahim ağzı kanserine sebep olan HPV virüsü nasıl bulaşır?

Rahim ağzı kanserine yol açan HPV enfeksiyonu cinsel yolla bulaşır. Cinsel ilişki sonrasında virüs rahim ağzı hücrelerinin içine yerleşir. Kadınların yüzde 50-80’i, hayatlarının bir döneminde HPV enfeksiyonu ile karşılaşabilirler. Bağışıklık sistemimiz yüzde 90 ihtimalle bunları ihtimalle bunları 12-18 ay içinde ortadan kaldırır. HPV enfeksiyonu yaşamış olmak demek rahim ağzı kanseri olunacak anlamına gelmiyor. HPV enfeksiyonlarının kanserojen tipli olanları rahim ağzı hücrelerinde genetik değişikliklere yol açıp kanserojen değişikliklere götürebilirler. Bu süre yaklaşık 10-15 yıl kadar sürer. Dolayısıyla takip ve tarama yöntemleriyle hekimler, kanser olunmadan kanseri tespit edip önleyebilirler.

Rahim ağzı kanserinin semptomları

Rahim ağzı kanserlerinin erken dönemlerinde herhangi bir belirti görülmez. Genellikle erken dönem rahim ağzı kanserleri yapılan smear testleri sonrasında tesadüfi olarak tespit edilir. Eğer smear testi yaptırmıyorsanız rahim ağzı kanserleri erken dönemde tespit edilemeyebilir. İlerlemiş rahim ağzı kanserlerinde ise septomlar genellikle akıntı ve kanama şeklinde olabilir. Kanamalar ilişki sonrasında damla kanama şeklinde de olabilir kötü kokulu bir akıntıyla beraber gelen bir kanama şeklinde de olabilir. Eğer kanser çevre dokulara yayılmışsa o zaman da idrar ve dışkılama bozuklukları meydana gelebilir. Bacak ağrıları, şiddetli bel ve kasık ağrıları da görülebilecek belirtiler arasındadır.

Rahim ağzı kanseri tedavisi

Rahim ağzı kanseri tanısı konulduğunda ilk olarak hastalığın hangi evrede olduğu tespit edilmeye çalışılır. Eğer hastalık sadece rahim ağzı ile sınırlı olduğu, erken evrede olduğu düşünülüyorsa cerrahi tedavi uygulanır. Bu cerrahide vajenin üst kısmı, rahim ağzı ve rahim, gerekirse yumurtalıklar, rahmin etrafındaki dokular ve lenf bezleri çıkmak zorundadır. Bu tedavi tam olarak yapıldığında kişinin yaşam süresi uzar. Buradan alınan bölümler incelendiğinde rahim dışına çıkmış bir kanser yayılımı söz konusuysa kişinin radyoterapi ve kemoterapi ek olarak alması gerekebilir. Bazı durumlarda ise görüntüleme tetkikleri ve muayene esnasında hastalığın ileri evrede ve yayılmış olduğu baştan düşünülebilir. Bu durumlarda ise hiç cerrahi yapılmaz. Doğrudan radyoterapi ya da kemoterapi uygulanır.

 

Rahim Ağzı Kanseri Riski Nasıl Öğrenilir

 

Rahim ağzı kanseri önlenebilir kanser türlerinden bir tanesi. Hastalığın önlenmesinde en kritik nokta ise kişinin hastalığı yakından tanıması ve olası belirtileri fark ettiğinde doktora başvurması. Rahim ağzı kanserinde genetik yatkınlık da önemli olduğu için yakınlarında bu rahatsızlık olanların, belirti beklemeden kontrole gitmesi önem taşıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Osman Temizkan, aşağıdaki sorulardan herhangi birine yanıtı “evet” olanların doktora başvurmasını öneriyor.

Birinci derece yakınlarınızda (anne, teyze, hala ve kız kardeşler) rahim ağzı kanseri olan var mı?
Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında kanamanız oluyor mu?
Genital siğil veya cinsel yolla bulaşan infeksiyonunuz oldu mu? (genital herpes, HPV, genital siğil, virus, diğer)
Adet dönemi dışında damla şeklinde de olsa kanamalarınız oluyor mu?
Kötü kokulu, tekrarlayan veya geçmeyen vajinal akıntınız var mı?
Cinsel ilişki sırasında agrınız olmaya başladı mı?
Anormal smear test sonuçlarınız var mı?

HPV virüsünün neden olduğu rahim ağzı kanseri nedeniyle her yıl 250 bin kadın hayatını kaybediyor. İhmal edilmesi halinde can kayıplarına neden olan HPV virüsünün 200’den fazla türü bulunuyor ve bu virüs cinsel yolla bulaşıyor. HPV virüsü, rahim ağzı kanserinden dil ve bademcik kanserine dek birçok kansere yol açabildiği gibi, kanser HPV virüsü alındıktan yıllar sonra ortaya çıkabiliyor. Oysa dünyada kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biri olan rahim ağzı kanseri önlenebilir kanser türlerinden biri. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Bülent Arıcı, rahim ağzı kanserinden korunmak amacıyla yapılan smear, thin-prep ve CO-test hakkında bilgiler verdi.

Smear testi

Smear testi rahim ağzından sitolojik inceleme amaçlı sürüntü alma işlemidir. Bu test rahim ağzı kanserine dönüşebilecek hücresel değişiklikleri saptamaya yarayan en pratik ve en iyi tarama yöntemidir. Böylece erken tanıyla rahim ağzı kanserinden korunmak mümkün olur.

Smear testi yapmaktaki amaç rahim ağzında kanser olmayan fakat fark edilmezse uzun yıllar sonra kansere dönüşme riski olan bazı lezyonları erkenden fark etmektir. Böylelikle erkenden tespit edilen bu lezyonlar tedavi edilir ve kansere dönüşmeden ortadan kaldırılır.

Smear testi nasıl yapılır?

Jinekolojik muayene sırasında özel bir çubukla rahim ağzındaki hücrelerden sürüntü şeklinde bir örnek alınır. İşlem aynen alttan muayene olur gibi jinekolojik muayene pozisyonunda ve jinekolojik muayene masasında yapılır. Muayene aleti (spekulum) takılır ve ufak bir çubukla rahim ağzından sürüntü alınır. Parça alma, parça koparma gibi bir işlem değildir, çubuk rahim ağzına sadece sürülür. Kişi, smear alınırken ağrı hissetmez. İşlem yaklaşık 1-2 dakika sürer.

Alınan sürüntüdeki hücrelerin cama sürülmesinden sonra üzerine sprey sıkılarak sabitlenir ve incelenmesi için patolojiye gönderilir. Bu sırada hücreler ezilir, katlanır, kan,mukus ve koyu akıntı içerisinde kalabilir. Bunlar sitopatoloğun mikroskopik incelemesini sınırlayan / zorlaştıran etkenlerdir. Yüzde 25 oranında yanlış sonuç verme ihtimali mevcuttur.

Thin-prep testi nedir?

Bu yöntemde çubukla alınan sürüntü cam üzerine sürülmez. Bu teknikte örnek bir sıvı içerisine toplandıktan sonra işlenirken kan, akıntı, iltihap hücreleri ortamdan uzaklaştırılır ve sitopatolog mikroskopta yalnızca rahim ağzından dökülen hücreleri inceleme imkanına sahip olur. Bu yöntemin 4 kez daha fazla duyarlı olduğu ve daha doğru sonuç verdiği yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Yanlış sonuç verme ihtimali yüzde 4’tür.

Test öncesi öneriler

Smear alınmasından önceki 2 gün süresince cinsel ilişkide bulunulmamalı. Vajinal ilaç, ovül, fitil, krem, sprey, tampon kullanılmamalıdır. Vajinal duş yapılmamalıdır yani vajina içerisi yıkanmamalıdır. Adet zamanı smear alınamaz. Kan, smear’in değerlendirilmesini engeller.

CO-test nedir?

Serviks kanseri taramasında smear testi ve HPV testinin aynı anda yapılması ve değerlendirilmesine cotest denir. Smear için alınan sürüntüden HPV DNA testi de çalışılır, HPV için ayrı bir sürüntü veya parça alınmasına gerek yoktur. İkisinin birden değerlendirilmesi sadece smear değerlendirmesine göre daha güvenilir sonuç verir, bu nedenle günümüzde 30-65 yaş arası kadınlara sadece smear testi yarine CO-test ile tarama daha çok önerilmektedir (HPV testi yapma imkanı varsa).

CO-test sonucunda smear testinin sonucu yani sitolojik değerlendirme ve HPV testi kombine halde değerlendirilir. Örneğin smear testinde anormallik izlenmesi ve aynı zamanda yüksek riskli HPV tiplerinin pozitif saptanması yüksek riskli bir durumu işaret eder ve buna göre tedavi planlanır. Ancak smear sonucu anormal olan bir kadında HPV DNA saptanmamışsa bu çok daha düşük riskli bir durumu ifade eder, tedavi veya takip de bunla orantılı olarak daha ılımlı şekilde planlanır. Hem smear hem de HPV DNA testinin normal görülmesi en risksiz durumu işaret eder.

Hangi test, kimlere, hangi yaşlarda yapılır?

Smear testine 21 yaşından itibaren başlanmalıdır. 21 yaşına kadar cinsel ilişkide bulunmamış kadınlara cinsel ilişki başladıktan sonra smear tahlili yapılmaya başlanır.
21 yaşından önce cinsel ilişkide bulunmuş kadınlarda smear testine yine 21 yaşında başlanır.
21-30 yaş arasında 3 yılda bir smear testi yapılması önerilir.
30 yaşından sonra smear testi ve HPV testi birlikte yapılır ( CO-test ). CO-test 30 yaşından 65 yaşına kadar 5 yılda bir yapılmalıdır. Eğer HPV testi imkanı yoksa yani CO-test yapılamıyorsa bu durumda sadece smear tahlili 3 yılda bir yapılmaya devam edilir.
30 yaşından küçüklere HPV testi yapılmamalıdır.
Ameliyatla rahim ve rahim ağzı tamamen alınmış olan kadınların ameliyattan sonra artık hiçbir zaman smear aldırmasına gerek yoktur. Yalnız rahim ağzında CIN 2, CIN 3, HSIL, AIS, serviks kanseri gibi patolojiler saptanan kadınlarda ameliyattan sonra da smear takibine devam edilir.
Bazı durumlarda ameliyatla sadece rahim alınır ancak rahim ağzı alınmadan bırakılır. Bu durumda rahim ağzı durduğu için smear takipleri aynı şekilde yapılmaya devam edilmelidir. Rahim ameliyatı geçiren kişilerin rahim ağzının da alınıp alınmadığı konusunda doktorlarından net bilgi almaları önemlidir.
CIN 2, CIN 3, HSIL, AIS saptanan kişilerde smear takibine en az 20 yıl daha devam etmek gerekir, bu durumda 20 yıllık süreçte hasta 65 yaşını geçerse takip sonlandırılmaz, 20 yıl dolana kadar takibe devam edilir.
HPV aşısı olanlar da hiç aşı olmamış kadınlarda aynı şekilde smear ve HPV testi ile takiplerine devam etmelidir.
Smear testinin pap-smear şeklinde konvansiyonel veya thin-prep şeklinde yapılması test sıklığını değiştirmez.

Bu Büstiyerler Ateş Ediyor

Bayan moda giyimde OXXO kalitesi ve şıklığı OXXOnun büstiyerlerinede yansımız.

Yazları olduğu gibi artık kış ve ceket altı giyimde de çok kullanılan büstiyerler özellikle genç kızlar tarafından çok beğeniliyor.

İşte o harika büstiyerler.

Bayan Moda Kadın Bustiyer Modelleri Bayan Moda Kadın Bustiyer Modelleri

En güzel Bayan Kaban ve Mont Modelleri OXXO’da

Bu kış OXXO bayan kaban ve mont modelleri yine sokaklara renk katıyor. Oldukça tarz bu kaban ve montlar bir çok bayanın dikkatini çekecek. OXXO web sitesinden online olarak satın alabileceğiniz ürünleri OXXO mağazalarındanda bulabilirsiniz.

Kadın Kaban Mont Modelleri

Aybüke Pusat

Aybüke Pusat 20 Mayıs 1995 Ankara doğumlu Hacettepe Üniversitesi’nde Ankara Devlet Konservatuarı Bale Bölümü mezunudur. 2014 yılında düzenlenen Elidor Miss Turkey yarışmasında 3. seçilmiştir.

Rol Aldığı Film ve Diziler

2014- Medcezir
2015- Beş Kardeş
2015- O Hayat Benim
2017- Söz

 

Yargıcıdan 10 Harika Bayan Gömlek Modeli

Tasarımı ve şıklığıyla Türkiyenin en iyi markalarından birisi olan Yargıcıdan enfes gömlek modelleri.

Yargıcı Bayan Gömlek Modelleri Moda Yargıcı Bayan Gömlek Modelleri Moda Yargıcı Bayan Gömlek Modelleri Moda Yargıcı Bayan Gömlek Modelleri Moda Yargıcı Bayan Gömlek Modelleri Moda Yargıcı Bayan Gömlek Modelleri Moda Yargıcı Bayan Gömlek Modelleri Moda Yargıcı Bayan Gömlek Modelleri Moda Yargıcı Bayan Gömlek Modelleri Moda Yargıcı Bayan Gömlek Modelleri Moda

Hafızayı Güçlendirmek İçin 5 Tavsiye

1.) İyi ve Kaliteli Beslenmeliyiz

Bazı besinlerin beyin fonksiyonlarını güçlendirici etkisi vardır. Ayrıca kan şekerinin düşmesi zihinsel performansı azaltır. Günlük beslenmede üç ana öğünün arasına en az iki ara öğün koymak kan şekerini dengeleyerek hafızanızı destekler. Ama hafızanızı güçlendirmek istiyorsanız, tek başına besinlerden mucize beklemeyin. Öğünlerinizi her besin grubundan dengeli olarak seçmeye özen gösterin. Beslenmenizde hafıza dostu vitamin ve mineralleri gerektiği kadar tüketmek önemlidir… Selenyum, omega 3, folik asit, B6, B12, C ve E vitamini gibi antioksidanlar beyindeki zararlı maddeleri temizleyerek hafızayı destekler.
Folik asit yeşil yapraklı sebzelerde, B12 kırmızı ette, B6 tahıllı ürünlerde, Omega 3 balıkta bulunur.
Selenyum kümes hayvanları, balık, et, soğan, sarımsak ve biberde vardır.
Antioksidan içerikli yağlar ise fındık, ceviz gibi kabuklu yemişlerde bulunur. Bu gıdaların kabuklu alınıp kırılır kırılmaz tüketilmesi besin değerini artırır.

Hafıza Kadın

2.) İyi Uyumalıyız

İyi bir zihinsel performans için günde en az altı saat uyumak gerekir. Uzun süreli uykusuzluk vücuttaki kortizon hormonunun seviyesini yükseltir. Bu durum hafızayı kontrol eden sistemleri olumsuz etkileyerek hasara yol açar. Gece uykusu sırasında salgılanan melatonin hormonu ise vücudun biyolojik saatini ve ritmini ayarlar. Araştırmalar melatoninin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, ömrü uzattığını, stresi ve yaşlanma bulgularını azalttığını gösterir. Bu hormondan yararlanmak için uyku vaktinizi erken saatlere çekin ve melatoninin en çok salgılandığı geceleri uyuyun.

3.) Yürü, Oku, Televizyon Seyretme !

Haftada dört gün, 30-45 dakika yürüyüş, beyinde kan akımını hızlandırarak zihinsel fonksiyonları güçlendirir.
Yeni bilgiler edinmek, bir müzik aleti çalmak veya okumak zihni zinde kılar. Öğrenme, beyinde sayıları sabit olan nöronlar arasındaki ağları artırarak hafızayı besler. Nöronlar arasındaki ağ sayısı okumayan bir kişide üç iken, çok okuyan bir başkasında 10 olabilir.
Televizyon seyretmek beyin için pasif bir eylemdir. Bu nedenle zihinsel fonksiyonlarda gerilemeye neden olur ve hafızayı güçlendirmez.

4.) Stres ve Gerginliği Kontrol Etmeliyiz

Kontrol edilemeyen yoğun ve kronik bir stres dikkat eksikliğine, konsantrasyon bozukluğuna ve unutkanlığa yol açar. Telkin veya psikolojik yardımla stresinizi kontrol altına almanız gerekir.
Öte yandan stres sanılanın aksine her zaman kötü değildir. Hatta hafif dozda olanı dikkati artırır ve öğrenmeyi güçlendirir.

5.) Sigarayı Bırakmalıyız.

Sigara doğrudan damar sistemine zarar verdiği için beyin damarları üzerinde olumsuz etki yaratarak hafızayı zayıflatır. Alkol ise az miktarda alınırsa kan akşını hızlandırarak fayda sağlar. Ancak fazlası kan yağlarını artırır ve damar çeperinde kalınlaşmaya ve yağlanmaya neden olarak damar yapısını bozar. Sigara ve alkolü olabildiğince kullanmamaya çalışın.